Varlığı yüzyıllar öncesine dayanmasına rağmen hala varlık-yokluk eksenli tartışmalardan kendini kurtaramayan Kürt edebiyatı, iki aylık edebiyat dergisi NotosÖykü'nün son sayısının ana temasını oluşturuyor. Kürt yazarları, 'Türkiye'de bir Kürt edebiyatı var mı?' sorusu ekseninde, Kürt edebiyatının dününü, bugününü, maruz kaldığı siyasal-kültürel baskıyı ve bu baskı karşısında gösterdiği yaşama refleksini tartışıyor.
Kürt edebiyatçıları kökleri yüzyıllar öncesine dayanmasına rağmen istediği edebiyat düzeyini/ortamını yakalamakta son derece şanssız bir deneyime sahip olduklarını düşünüyorlar. Kürt edebiyatı, yüzyıllardır, var olduğu her ülkede siyasi kaderinin gölgesinde kendine has bir iklim yaratmaya çalıştı. Ancak siyasi otoritelerin aşırı baskıcı yöntemleri Kürt edebiyatının istediği gelişimin önünde hep bir engel olarak durdu. Kürt yazar Lal Laleş'in dediği gibi, 'Kürt dili ve tarihi; dil ile iktidar arasındaki münasebetin ve mücadelenin tarihi' olageldi. Bu nedenle evrimi de başka türlü gelişti. Mesela Türkiye'de 12 Eylül askeri darbesiyle birlikte sürgün edebiyatı gelişti ve sürgünün Kürt aydınlarının ülkesi olduğu görüşü etkin oldu. Sürgün edebiyatının boy verdiği en önemli ülke İsveç'ti. Bu ülkede kendilerine Stockholm ekolü diyen Kürt yazarlar, çok farklı bir edebi anlayış geliştirdiler; edebiyat düzeyini çok ilerilere taşıdılar, modern Kürt edebiyatının kurucuları olarak gösterildiler. Türkiye'de kalanlar ise çok ciddi baskılar altında hem yayıncılık yaptılar, hem de edebi ürünler oluşturmaya ama daha da önemlisi sürekli olarak bir bilinç yarılması yaşayan Kürtlere yazdıklarını ulaştırmaya çalıştılar.
Eleştiri geliştirilmeli
Kürt edebiyatının bugün en temel sorunu Kürtçe'nin hala sözlü geleneğin etkisinde seyretmesi ve son yıllara kadar devam eden baskıcı resmi dil politikaları. Ancak Kürt yazarlar artık çok önemli bir eşikte olduklarını düşünüyorlar. Tartışmanın fazı artık bir başka noktaya ulaşmış görünüyor. Örneğin yazarların üzerinde durdukları en önemli konu eleştiri. Kürt edebiyatının öncelikle var olan politik ortam ve anlayıştan soyutlanmasıyla gerçek edebi eserlerin görünür kılınacağını, bunun için de eleştirinin bir şart olarak Kürt edebiyatının ana gündemini oluşturması gerektiği hemfikrini taşıyorlar. Sınırlarla bölünmüş Kürt edebiyatı son yıllarda var oldukları ülkelerden birer birer çıkıp birbirini tanıma sürecine girdi. Bu Kürtleri için bir zenginlik olarak addediliyor. Selim Temo'nun da dediği gibi, 'Verili durumun şimdilik en iyi tarafı, sınırlarla parçalanmış, Kürt edebiyatının uzun yıllar sonra ilk kez bu kadar yoğun bir biçimde birbirinden haberdar olmasıdır.' Ve yazarların birleştikleri ortak nokta, bir dönem şüphe ile yaklaşılan ve yok sayılan Kürt edebiyatının yavaş yavaş görünür olması. Başta İstanbul ve [Linkleri Sadece Üyelerimiz
Görebilir. ]'da var olan yayınevleri, yazarların ciddi sıkıntılara rağmen Kürtçe yazmaktaki ısrarları ve sayısı her geçen gün artan Kürtçe okur, Türkiye'de bir Kürt edebiyatı olduğunun önemli bir göstergesi. NotosÖykü'nün Kürt edebiyatı soruşturmasına Kürt yazarlar Lal Laleş, Muhsin Kızılkaya, İrfan Amida, Selim Temo, Remezan Alan, Kawa Nemir, Şeyhmus Diken, Yunus Eroğlu, Şener Özmen, Dilawer Zeraq, Fırat Ceweri, Abidin Parıltı 'Türkiye'de bir Kürt edebiyatı var mı?' sorusu ekseninde Kürtçe edebiyatı alanında önemli bir tartışma yapıyorlar. Dergide ayrıca Kürtlerin en önemli düşünce adamı ve yazarlarından Kamiran Ali Bedir-Xan'ın Yaşlı Kartal (Eyloye Pir) ve son dönem Kürt edebiyatının genç kalemlerinden Dilawer Zeraq'ın Gecenin Yorganı (Lihêfa Şevê) isimli öykülerini de bulmak mümkün.
Sitemizde illegal içerikli konu/mesaj vermek
ve telif haklı eserlerin paylaşımı kesinlikle yasaktır!
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı bir
durum görürseniz;
Lütfen,
hepsilegal@gmail.com 'a yada
İletişim'e
bildiriniz.
Mesajınız en kısa sürede incelenip, gereken müdahale yapılacaktır.