|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
|
|
#46 (permalink) | |||||||||||||
|
Enderunlu Vasıf
19.yy İstanbullu olan Vâsıf, enderunda yetiştiği için Enderunlu ya da Enderunî lakabıyla tanınmıştır. III. Selim döneminin son yıllarından başlayarak saray çevresinde önemli görevlerde bulunmuş, en son haceganlık rütbesiyle saraydan ayrılmıştır. Şair İstanbul'da 1824 yılında ölmüştür. 18. yüzyılda Nedim'in başlattığı mahallileşme akımının bu yüzyıldaki en önemli temsilcisi Vâsıftır. Ancak onda Nedim'in inceliği yoktur Şiirlerinde Nedim'in yanı sıra Sabit ve Enderunlu Fazıl’ın da etkisi görülür. Vâsıf eski şiirin kurallarına, eski kültürün estetik değerlerine fazla sadık kalmaksızın hatta kuralları umursamadan yazmıştır. Ayrıca, şiirlerinin büyük bir kısmı tehzil yani alay ve taklit özelliği gösterir. Şiirlerin¬de özellikle şarkılarında kayıtsız bir ruh hali olan Vâsıf, perde-birûnâne yani edep dışı şiirler de yazmıştır. Şiire mahallî renkler katarken, alaycı yaradılışı onu eski şiirin nükte anlayışından uzaklaştırmış, bayağılığa düşürmüştür. Vâsıf’ın şiirlerinde İstanbul'un önemli bir yeri vardır. İstanbul Türkcesi başta olmak üzere İstanbul'un gezinti yerleri, halkın giyim kuşamı, binicilik, cirit ve ok atma gibi geleneksel yönler onun şiirlerinin en çekici yanlarıdır. Bazı şiirleri halkın gelenek ve göreneklerini yansıtması bakımından ilginçtir. Vâsıf’ın edebî kişiliğiyle ilgili söylediklerimizi özetleyecek olursak: Onu, divan edebiyatının son döneminde yetişmiş, Nedim'in yolunda yürümüş ancak, orijinal olmak için bayağılaşmayı bile göze almış, edebiyatımız yönünden çok Türk dili, özellikle folkloru açısından önemli bir şair olarak kabul etmemiz gerekir. Vâsıf’ın çağdaşı ve yakın arkadaşı olduğu bilinen İzzet Molla yaz¬dığı tarih kıtasında şairin ölümünden önce şiirlerini yaktığını söylerse de Vâsıf Dîvânı Mısır (Bulak 1257) ve İstanbul (1257, 1258, 1989) da olmak üzere toplam dört kez basılmıştır. Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002. Ne dem ol gözleri mestâne gelür hâtırıma İbtidâ sunduğu peymâne gelür hatırıma Dest-i çevrinde nice yıllar o kaşı yayın Çekdiğim çille-i merdâne gelür hatırıma Bir mesel söyler o şuhu sararım fikri ile Günde yüz bin kadar efsâne gelür hatırıma Beni sevmez deyü bî-hûde sitem eylemcsün Sevmem ol meh-veşi de ya ne gelür hâtırıma Dünyede Pertev-i hoş-gû gibi şâir olmaz Yok eğer var ise bir dane gelür hatırıma O siyeh zülf-i perişana dokundukça sabâ Hâli zâr-i dil-i dîvâne gelür hâtırıma Âteş-i aşk ile ben yandığımı andıkça Şem ile hâlet-i pervane gelür hâtırıma Bülbül-i gülşen-i aşkım ki gamiyle o gülün Ne kafes ne heves-i lâne gelür hâtırıma Ne zemân sohbeti açılsa o şûh-i mestin İtdiği tavr-ı sefîhâne gelür hâtırıma Ne yalan söylevim ol şûh ile hem-meclis iken Ne bir ahbâb ü ne bî-gâne gelür hâtırıma Hâhiş-i zevk-i visalinle bilür misin aceb Göricek ben seni cânâ ne gelür hatırıma Derdimi dökmeğe dil-dâre tiz-elden Vâsıf Mesken-i malıfi bizim hâne gelür hâtırıma Açıklama: Feilâtün feilâtün feilâtün feilün
__________________ |
|||||||||||||
|
|
|
|
|
#47 (permalink) | |||||||||||
|
Leyla Hanım
19yy İstanbul'da doğmuştur. İyi bir aileden gelen Leylâ Hanım, 19. yüzyılın usta şairlerinden Keçecizâde İzzet Molla'nın akrabasıdır ve İzzet Molla'dan etkilenmiştir. Leylâ Hanım bazı şiirlerinde dayısı İzzet Molla'yı üstad olarak anar. Kaynakların Mevlevîlik’i benimsediğini bildirdikleri Leylâ Hanım İstanbul'da ölmüştür. Son dönem divan şiirinin vasat sanatçılarından olan Leylâ Hanım edebiyat tarihimizdeki yerini hanım şair olmasına borçludur. Şiirlerinde bir Mevlevî şeyhi olan Şeyh Gâlib'in etkisi görülür. Divan şiiri gazellerinin ana teması olan aşkı Leylâ Hanım da gazellerinde işlemiştir. Bazı gazellerinin sonunda Mevlânâ anılmış olmakla birlikte, onun daha çok beşerî aşkı işlediği görülmektedir. Hatta gazel ve şarkılarında konu gereği dile getirdiği sevgi, içki ve eğlence meclisleri bir kadın olarak onun yanlış anlaşılmasına yol açmıştır. Hem dayısı hem de hocası olan İzzet Molla'dan birkaç şiirinde söz eden Leylâ Hanım, onun bazı beyitlerini tazmin ve bir gazelini tahmis etmiştir. Ayrıca divan şiirinin Bakî gibi eski usta şairlerinden bazılarına nazire yazan Leylâ Hanım, döneminin şairlerinden bazılarının şiirlerini de tanzir etmiştir. Eseri: Dîvân. Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002. Yanarsam nâr-ı aşkınla yanayım ya Resûlallah Ezelden bağrı yanmış bir gedâyız yâ Resûlallah Hevâ-yi nefsime tabî olup pek çok günah ettim. Huzûra hangi yüz ile varayım, yâ Resulallah Harîm-i ravzanâ sürmüş iken ruy-ı siyahım ah Yine cürm ü günaha mübtelâyım, yâ Resûlallah Kapmda boynu bağlı bir esirim destgîr ol sen Garibim bîkesim bî dest ü payım yâ Resûlallah Kulun Leylâ'ya şahım, var iken dergâh-ı ihsanın Varıp ben hangi şâhâ yalvarâyım, yâ Resûlallah Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
|
#48 (permalink) | |||||||||||
|
Yenişehirli Avnî
19.yy Kaynakların hakkında fazla bilgi vermedikleri Avnî Yenişehir'de doğmuştur. Adı Hüseyin'dir. İyi bir aileden geldiği bilinen Yenişehirli Avnî, doğum yerinden ayrılıp İstanbul'a geldikten sonra çeşitli devlet görevlerinde bulunmuş; bir ara divan katibi olarak Bağdat'a gitmiştir. Kaynaklar, Avnî'nin, İstanbul'a döndükten sonra eşini ve oğlunu arka arkaya kaybetmesi üzerine ömrünün geri kalan kısmını derbeder ve maddî sıkıntı içerisinde geçirdiğini yazarlar. Bu bilgilerin yanı sıra, Avnî'nin Mevlevîlik’i benimsediği, derviş yaradılışlı olduğu için eserlerini düzenleyip yaşarken yayımlayamadığı onunla ilgili söylenenler arasındadır. Edebî Kişiliği Avnî, eski geleneğe bağlı kalmakla birlikte, divan şiirinin 19. yüzyılda yeni bir görünüm kazanması için eskinin çağın gerekleri doğrultusunda değiştirilmesi gerektiğine inanan, bu nedenle de yeni bir söyleyiş arayışında olan bir şairdir. Ancak, alçakgönüllü, iddiasız bir şair olması ve yazdıklarına fazla özen göstermemesi nedeniyle Osmanlı şairleri arasında layık olduğu yeri alamamıştır. Ayrıca döneminin birçok şairi gibi o da şiirlerinde laubaliliğe düşmekten, zaman zaman sıradan bir şair olmaktan kurtulamamıştır. Bu duruma rağmen gerek kendi döneminde gerekse sonraki dönemlerde iyi şair olarak itibar görmüştür. Eserleri: Dîvân, Âb-nâme, Mir’ât-ı Cünûn, Âteşkede, Nihân-ı Kazâ. Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
|
#49 (permalink) | |||||||||||
|
Arkadaslar Arsiv burda Sona Erdi Öğrencilere İnsalah Yaralı olur
Edebiyat Sitesinden Alıntıdır/
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ünlü Filozoflar (Arşiv) | Asur-Banipal | Biyografi | 25 | 07-18-2008 12:00 PM |
| GrieeX Film Arşiv Programı 1.0.4 | Şevger | Video ve Ses | 0 | 05-18-2008 12:11 AM |
| Tiyatro Senaryoları ve Hikayeler (Dev Arşiv) | baco | Genel Kültür | 41 | 05-08-2008 06:28 PM |
| Tiyatro Terimleri Sözlüğü..Arşiv | baco | Genel Kültür | 18 | 05-08-2008 05:57 PM |
| Tanzimat Edebiyatı | cıwann | Genel Kültür | 0 | 05-07-2008 03:45 PM |
Sitemizde illegal içerikli konu/mesaj vermek
ve telif haklı eserlerin paylaşımı kesinlikle yasaktır!
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı bir
durum görürseniz;
Lütfen,
hepsilegal@gmail.com 'a yada
İletişim'e
bildiriniz.
Mesajınız en kısa sürede incelenip, gereken müdahale yapılacaktır.