HePSiLegaL Forum
Geri git   HePSiLegaL Forum > Kültür, Sanat, Edebiyat > Edebiyat Bölümü > Felsefi Konular

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

Yeni Konu aç Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-20-2008, 12:16 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.456
Üye No: 599
Ettiği Teşekkür: 1
Aldığı Teşekkür: 245
Tecrübe Puanı: 517
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart A'dan Z 'ye SOKRATES

SOKRATES


BİLGİYİ ANLAMLANDIRAN FİLOZOF
25 YÜZYILDIR FELSEFENİN EFSANE İNSANI
ÖLÜMÜ PAHASINA YASALARI SAVUNAN BİLGE
FELSEFE TARİHİNDE KENDİNE FİLOZOF ADINI VEREN İLK DÜŞÜNÜR


SOKRATES
(M.Ö.470 - 399 )


Yunanistan’ ın Attika bölgesinde, Alopeke’ de doğdu, Atina’ da öldü. Babası mermer yontmakla geçiniyordu. Filozof Prodikos ile matematikçi Kyrenell Theodoras’ tan öğrenim gördü. Bir süre babasının işinde çalıştı, sonra, o dönem Atina’ nın örnek aydınları sayılan Sofistler’ in derslerini dinledi, eğitim ve öğretim yöntemlerini öğrendi. Yunanistan’ ın saldırıya uğraması üzerine, Potidaia Savaşı’ na katıldı, saldırganlarla göğüs göğüse çarpıştı, yaralandı; barış sağlanınca, yaşamı boyunca sürdüreceği, felsefe sorunlarıyla ilgilenmeye başladı. Önceleri Deınokritos’ un geliştirdiği atom öğretisine ilgi duydu, daha önce yaşamış, Anadolu’ lu doğacı bilgelerin kuramlarını, varlık sorunlarına getirdikleri çözümleri öğrendi. Belli bir gelir karşılığında gençleri yetiştirmeyi amaçlayan ve kendilerine ‘bilen”, “bilgili” anlamında «Sophistes” denen retorik, dilbilgisi ve politika okutmayı iş edinen düşünürlerin yöntemlerini inceledi. Sokrates kendisini bu “bilgili” düşünürlerden ayırmak için ‘bilgiseven” an1amında ‘’philosophes” diye niteledi. Bu kavram sonradan ‘’felsefe’’ ve ‘’filozof’’ sözcüklerinin gelişip yayılmasına neden oldu. Böyle felsefe tarihinde kendisine ‘’philosoph / bilgiseven’’ adını veren ilk düşünür oldu.

Sokrates, düşüncelerine, davranışlarına, Atina’ ya getirmek istediği yeni ahlak anlayışına karşı çıkan ozan Melitos, retorikçi Lykhon ve derici Anytos’ un suçlamaları sonucu baldıran suyu içerek yaşamına son verilmek üzere ölüm cezasına çarptırıldı. Otuz günlük tutukluluk süresinde kendisine kaçmak için her türlü kolaylığı sağlayan varlıklı ve etkili öğrencisi Kriton’ un önerisini geri çevirerek ölümü seçti. Kaçmamasının nedeni olarak da ‘’yetmiş yıldır karşı çıkmadığım Atina yasaları, şimdi bana ölmeyi buyuruyor diye kaçarsam kendi kendimle çelişkiye düştüğüm gibi benimsediğim ahlak ilkelerine de aykırı davranmış olurum’’ görüşünü ileri sürdü. Platon’un anlattığı bu ve benzeri başka olaylar, Sokrates’in yaşamı boyunca düşünce ve davranışları arasında kopmayan bir bağlantının bulunduğunu gösterir. Bilgiyi bir gelir aracı, felsefeyi Atina sitesine politikacı gençler yetiştirmek için güncel bir öğreti olarak anlayan Sofistler’ in arasında bulunmasına, onlarla tartışmasına karşın, davranışın temelinde ölçü ve dengeyi, düşünmede us ilkelerini geçerli sayan Sokrates, yaşamının her döneminde olduğu gibi kalmanın, göründüğü gibi olmanın örneği sayılmıştır.

Sokrates, yazılı yapıt bırakmadığından, düşünceleri, yöntemi, davranışları Atina sitesinin bir yurttaşı olarak tutumu onunla ilgili kaynaklardan öğrenilmektedir. Bu kaynak yapıtların yazarlarından öğrencisi Platon ve Ksenophon, onun, bir bilge olarak, yöntem ve öğretisini, oyun yazarı Aristophanes ise toplumsal geleneklerle bağdaşmadığını ileri sürdüğü inanç ve davranışlarını dile getirir. Önceleri şiir yazan, Sokrates’ i tanıdıktan sonra bütün şiirlerini yok ederek kendini felsefeye veren Platon 28 yaşından sonra öğrencisi olduğu, Sokrates’ le ilgili düşüncelerini, tartışmalarda, onu konuşturarak, ortaya koyar. Bu konuyu işleyen yapıtlardan Apologia (Sokrates’in Savunmasa) gereksiz bir suçlama ve yargılama karşısında Sokrates’ in tutumunu açıklar. Phaidon (Phaidon) tinsel ölümsüzlük sorununu içerir, ölüm karşısında bilge kişinin sarsılmazlığını anlatır. Symposion (Şölen) ise Sokrates’ in kişiliğini açıklığa kavuşturur. Theaitetos (Theaitetos) felsefenin benimsediği bilginin ne olduğunu sergiler, Kriton (Kriton) bilgenin yasalar karşısındaki tutumunu gösterir. Bütün bu yapıtlarda, Sokrates belli bir yanıyla ele alınır, onun ‘’örnek insan’’ olduğu kanısıyla sonuca vardır. Ksenophon’ un Apomnemoneumato (‘’Anılar’’) adli yapıtında, Sokrates’ in düşünce derinliğine varılmadan, kişiliğinin genel çizgileri üzerinde durulur, yer yer tinsel nitelikleri, davranış ilkeleri aydınlığa çıkarılır. Sokrates’ le ilgili ilk yapıt olan, Aristophanes’ in Nepbe1ai’ si (Bulutlar) onu toplumun, inanç ve gelenekleri karşısında saygılı davranmayan, yeni bir inanç düzeni getirmeye çalışarak gençleri aldatan kimse olarak gösterir. Nitekim Sokrates’ in suçlanması, yargılanması, baldıran suyu içerek ölüme gitmesi de Aristophanes’ in yapıtında açıkladığı anlayış doğrultusundadır.

Sokrates’ in felsefe tarihindeki etkisi, «filozof’’ kavramıyla yaşıt ve bağlantılıdır. Onun doğayla ilgilenmeyip yalnız insanı konu edinmesi yeni bir düşünce akımının başlangıcı sayılmıştır. Cicero, onun için ‘’fe1sefeyi gökten yere indirerek insanlar arasına sokmuştur’’ derken bu yeni görüşü dile getirmekteydi. Sokrates’ in düşünce yöntemine dayanan dört “Sokratesçi okul’’ kurulmuştur. Bunlar 5. - 4. yy’ lar da ortaya çıkan Eukleides’ in kurduğu Megara Okulu, Phaidon’un temellendirdiği Elis-Eritreia Okulu, Antisthenes’ in geliştirdiği Kynikier Okulu ile Aristippos’ un öncülük ettiği Kyrene Okulu’ dur.Ayrıca Sokrates’ in görüşlerinden esinlenen, ancak bağımsız okul niteliği kazanamayan akımlar da vardır.

KAYNAKÇA: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi.
Filozoflar Ansiklopedisi –Cemil Sena.

ıÜü
SOKRATES DÜŞÜNCESİ


Sokrates’ in felsefe tarihi bakımından önemi, insanı düşünce ve davranışları arasında uyum, bütünlük, denge bulunan bir varlık olarak görmesindedir. Ona göre bir bilgi varlığı olan insanın iç ve dış evrenini aydınlatacak, ona bütün eylem ve davranışlarında kılavuzluk edecek yalnız bilgidir. Bilgi ise insanla bağlantılıdır, onu anlamaya, bilmeye yöneliktir. Sokrates, özellikle doğacı bilgelerin, felsefenin temel sorunu durumuna getirdikleri evrenin varlığı, varlığın ilkeleri gibi konuları bir yana bırakarak insanı tanımanın gereğini ortaya atar. ‘’Kendini bil’’ önerisinden yola çıkan bu görüşün ereği insanı bir tinsel varlık olarak düşünmenin odağı durumuna getirmektedir. Bununla sağlanacak bilgi de insanın dışında değil, özünde, anlıksal yapısında bulunan ilkeleri, temel öğeleri açıklamaya yarayacaktır. Bilgi verilen insanın yaşamını biçimlendirmek, yönlendirmek içindir, çıkar sağlamak, yüksek görevler elde etmek, ün kazanmak için değildir. Öte yandan, bütün sorunlar karşısında kuşkuya kapılmanın, görelilik öğretisine saplanmanın da gereği yoktur. Çünkü insanın us ölçülerine dayanarak kavrayabileceği bir ‘’tüme1 doğru’’ vardır. Bu doğrunun bilgisi bir sanı (doksa) değil, usa dayalı, özü kavramayı. sağlayan bilgidir (episteme).

Sokrates’in anladığı bilgi öğretimle, aktarmakla, başkalarından dinleme yoluyla değil, eleştirel yönteme dayanan bir “birlikte çalışmakla’’ sağlanabilir. Bu bilginin temel ilkeleri, özünü kuran öğeler de, insanın dışında değil, anlığında, düşünme yetisindedir. Bu konuya çözüm getirebilmek için düşüncenin nesnel değeri durumunda olan usa dayanmak gerekir. 0, ‘’ben yalnız bir şey bilmediğimi biliyorum” derken bilginin edinilmesi için, usun aydınlığında araştırmanın, bilgiyi olduğu yerde bulmanın önemini vurgulamıştır. Ona göre bilmek için, elde olanı kullanmak değil, araştırmak önemlidir. Bu araştırmada, Sokrates’ in uyguladığı yöntemin, biri alay (ironie), öteki düşüncenin doğumunu sağlayan doğurtuculuk (marieutike) olmak üzere iki öğesi vardır. Bu yönteme yaklaşım biçimi de bilmez görünerek, bildiğini ileri sürerek, karşısındakini konuşturmaktır. Sokrates, kendi bilgisizliğini ortaya atarak karşısındakinin bilgisinden yararlanmak ister gibi görünür. Sonra onun ileri sürdüğü düşünceleri, karşıtlarını gündeme getirerek bir bir çürütür. Bu durumda yapılacak işin birlikte araştırma olduğu sonucuna varılır. Burada yöntem uygulaması başlar, önce ileri sürülen düşüncelerle inceden inceye alay edilir, sonra doğurtucu eyleme geçilir. Bu eylemin tek özelliği insan tini ya da anlığında uyur durumda bulunan düşünceleri, karşılıklı soru sormalarla bilinç yüzeyine çıkarmaktır.

Sokrates’ in benimsediği kurama göre, tinde, bütün insanlar için geçerli olan “ortak doğrular” saklıdır. Yapılacak iş bu doğruları bulundukları yerden yüzeye çıkarmak ‘’bi1inir duruma getirmek’’tir; işte bilginin oluşması da budur. Bu tür bilgiyi sağlayan bilimsel çalışmanın amacı duyumla kazanılan tek tek tasarımlar elde etmek değil kavramlar oluşturmaktır. Kavramın belirlenmesi de sınırlarının saptanmasına, kesin tanımın (horismos) ortaya konmasına bağlıdır. Kavram nesnenin özünü bilmeyi sağlar, bu nedenle tümel olması gerekir. Çünkü tikel tümele bağlıdır, bunun karşıtını savunmak yanılmadar Sokrates’ in bilgiyi kazanmada uyguladığı yönteme tümevarım (epagoge) denmektedir. Bu yöntemle sağlanan bilginin ereği insan yaşamına anlam ve içerik kazandırmak, onu düzene sokmaktır. Bu düzen ahlakın çatısını oluşturur.

Ahlakın temeli bilgiyle özdeş olan erdemdir. Ancak bu bilgi özel çıkar sağlamak için kullanılan araç değil, kişiyi mutluluğa (eudaimonia) götüren kesin ve doğru bilgidir. insanı doğru davranmaya, doğru eyleme ulaştıran bu bilginin başka bir özelliği de “iyi” oluşudur. Sokrates’ in öğretisine göre iyi, güzel, erdem, yiğitlik, ölçülülük, yücelik, yardım, doğruluk gibi değerler bilgiyle bağlantılıdır, bilgi dışında bir değer varlığı söz konusu değildir. İyi kişisel mutluluğun temeli, tinsel sağlığın kaynağı, davranışların ölçüsüdür.

Sokrates’ in düşüncelerini yönlendiren, onu bilgi, erdem, doğru ve iyi kavramlarının içeriğini açıklayarak eyleme geçiren bir güç vardır. ‘’Daimonion’’ adım verdiği bu gücün ne olduğunu, kesinlikle bilme olanağı yoktur. Ancak bütün yargılarında, davranışlarında ona danıştığını, onun onayını almadan işe girişmediğini açıkladığına göre, bu güç onun özünde tinsel bir ilkedir, derin bir sezgidir. Kimi yorumculara göre ahlak, tanrısal esin, derin içgüdü diye nitelenen bu güç, onun usa bağlılığının da temel koşulu niteliğindedir. Çünkü bu güç onu, bütün davranış ve eylemlerinde, usun ışığında yürüme gereğinde bırakmakta, her türlü us dışı Gizemcilik’ ten uzak tutmaktadır. Sokrates’ in, ‘’Atina gençliğini geleneksel inançlara karşı, yeni tanrılar ortaya atarak, azdıran’’ kişi diye suçlanmasına yol açan nedenlerden biri de budur.

KAYNAKÇA: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi.
Filozoflar Ansiklopedisi –Cemil Sena.
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin Asur-Banipal Kullanıcısına Teşekkür Edenler:
MaXJoHNRoYaN (07-20-2008)
Alt 07-20-2008, 12:16 PM   #2 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.456
Üye No: 599
Ettiği Teşekkür: 1
Aldığı Teşekkür: 245
Tecrübe Puanı: 517
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

FRANK THILLY’ YE GÖRE SOKRATES


İÖ 5. yüzyılın sonuna doğru şekillenmeye başlayan felsefi ve törebilimsel durumu daha önce belirtmiştik. Bir düşünürün çağın entelektüel ve ahlaksal karmaşıklığını için olgular arasında doğru ilişkiler kurması gerekmektedir. Aşırı muhafazakarlar ile aşırı liberaller arasında bir denge kurulabilmesi için bu yapılmalıdır. Böyle bir fikir yapısı, düşünce tarihinin en büyük kişiliklerinden biri olan Sokrates’ te görülecektir.
Onun düşünceleri ikibin yıl boyunca batı uygarhğını etkiyecektir. Günümüzde de bu etkinin izleri görünmektedir.

Sokrates İÖ 469’ da Atina‘ da doğmuştur. Yoksul bir anne babanın çocuğudur. Babası heykeltraş, annesi ebedir Eğitim durumu bilinmemektedir, ancak bilgiye olan sevgisi onun kültür kentinde zihinsel gelişimini sağlaması için olanaklar yaratacaktır. Önce baba mesleğini seçer, fakat kısa surede ‘’kendisi üzerinde araştırma yapmayı tanrısal bir görev olarak kabul eder” İnsanlar, caddeler, ticaret yerleri spor alanları gibi her konunun tartışıldığı yerlerde bulunmayı alışkanlık haline getirir. Savaş, politika, evlilik, arkadaşlık, sevgi, ev işleri, sanatlar ve ticaret, şiir, din, bilim ve özellikle ahlak konuları buralarda tartışılmaktadır. İnsana ilişkin hiç bir şey ona yabancı değildir. Yaşamla ilgili her şey onun araştırma konusu olacaktır Yalnızca dünyanın fiziksel yönüne karşı soğuk bakmaktadır, ağaçlardan ve taşlardan hiç bir şey öğrenilemeyeceğini söylemiştir. Kurnazdır ve sivri bir dili vardır. Tartışmalardaki boşlukları çok çabuk sezer ve konunun özüne inen saptamalarda bulunur. Tartışmalarda kibar ve ölçülüdür. Zamanını kuvvetli bir mantık yapısı elde etmek çabasıyla değerlendirir.

Sokrates, tasarladığı erdemliliği kendi davranışları yansıtmaktadır. Kendini denetleyebilen, yüce ruhlu, soylu, sade ve büyük bir sabırlılığa sahip biridir; ve çok az beklentisi vardır. Yetmiş yıllık yaşantısı boyunca çok sayıda kanıt ortaya koymuştur. Ahlaksal değerlere büyük önem vermektedir. Düşündüğü şeyi korkusuzca gerçekleştirmek ister. Herkese karşı çok yardımseverdir ve hiç kimseye kötülük yaptığı görülmemiştir. Yanlış bir şekilde tanrıtanımazlıkla ve gençleri kötülüğe sevk etmekle suçlarmış ve baldıran zehiri içirilerek öldürülmüştür (İ.Ö. 399). Otoriteye ve devletin yüceliğine olan saygısını kanunlara itaat ederek ve başkalarını itaat ettirerek kanıtlamıştır. Mahkum edildiği zaman arkadaşları bir kaçış planı hazırlamışlardır. Ancak o bunu kabul etmeyecektir. Yaşamı boyunca kanunlara saygılı birisi olarak davranmıştır ve ölünceye kadar bunu sürdürecektir.

Sokrates, kişisel görünüm olarak kısa boylu, tıknaz ve şişik gözlü ve küt burunludur; büyük bir ağzı ve kalın dudakları vardır. Giyimine özen göstermez, hantal ve kaba bir yapısı bulunmaktadır. Fiziksel görünüm olarak Satyr’ e (yarı insan, yarısı keçi şeklinde şehvetli bir yarı tanrı) benzetilmektedir. Ancak konuşmaya başladığı zaman bütün bu özelliklerini unutturmaktadır. Konuşmasını dinleyenler, onun kişisel etki ve cazibesine hayran kalmaktadır.

KAYNAK: Yunan ve Ortaçağ Felsefesi
Frank Thılly
İzdüşüm Yayınları
İstanbul - 2002

__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin Asur-Banipal Kullanıcısına Teşekkür Edenler:
MaXJoHNRoYaN (07-20-2008)
Alt 07-20-2008, 12:16 PM   #3 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.456
Üye No: 599
Ettiği Teşekkür: 1
Aldığı Teşekkür: 245
Tecrübe Puanı: 517
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

ALFRED WEBER’ E GÖRE SOKRATES ( I )



Yazı bırakmamakla beraber, kendisine hayran iki tilmizin, Ksenophon ve Platon'un onun hakkında çizdikleri portreler sayesinde, onu kendinden önce gelenlerden daha iyi tanıyoruz. Hakikatta bu iki porte birbirine hiç benzemiyor. "Choses mâmorables" ın Sokrates' i bir ****fizikçi olmaktan ziyade reform isteyen bir ahlâkçıdır; diğeri, Herakleitos' un, Parmenides' in, Anaksagoras' ın rakibi, aynı zamanda ince ve derin bir düşünürdür. Bu zıtlık, en çok akla yakın olarak, Ksenophon' un üstaddan anladığı tarafı ve netice itibariyle iyi anladığı tarafı bize göstermesi, ufku Sokrates' inkini aşan Platon' un onun doktrininin ****fizik önemini büyütmesi ve onun adını bizzat kendi fikirleri için bir maske gibi kullanması şeklinde açıklanır. Bereket versin ki, iki tilmizin çok aynntılı, ama bazen kesin olmayan verilerinden başka, kısa olmakla beraber, hiç olmazsa tarafsızlığı kesin olan Aristoteles' in hükmüne sahibiz .

Sokrates' in felsefesinin hareket noktası, Protagoras' ın ve sofistlerin şüpheciliğinden başka bir şey değildir. Bütün bildiği, hiçbir şey bilmediğidir ve fazla olarak, fizik bilimleri alanında kesinliğin imkânsız olduğuna inanmıştır. Bununla beraber, kozmolojide şüpheci olduğu halde, ahlâk alanında artık böyle değildir. O fikirdedir ki —ve bu, yüzyılının düşüncesine kattığı pozitif ve yeni unsurdur— evrende bilinebilen ve tamamıyle bilinebilen bir şey vardır: Delphoi tapınağındaki ‘’kendi kendini bil’’ sözünün ona gösterdiği bu şey, insandır. Eşyanın özüne ve başlangıcına ait sorunları çözemiyorsak, hiç olmazsa, ne olmamız lâzım geldiğini, hayatın anlam ve gayesini, ruh için en yüksek iyiyi bilebiliriz, ve biricik sağlam ve faydalı olan da bu bilgidir, çünkü biricik mümkün olan odur. Ahlâkın dışında asla ciddi bir felsefe yoktur. (Devam edecek)

Alfred Weber (Strasbourg Üniversitesi Profesörü)
Çev. H.Vehbi Eralp (İstanbul Üniversitesi Profesörü)
Sosyal Yayınları
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin Asur-Banipal Kullanıcısına Teşekkür Edenler:
MaXJoHNRoYaN (07-20-2008)
Alt 07-20-2008, 12:17 PM   #4 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.456
Üye No: 599
Ettiği Teşekkür: 1
Aldığı Teşekkür: 245
Tecrübe Puanı: 517
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

ALFRED WEBER’ E GÖRE SOKRATES ( II )


İnsanı, bilime gerçek konu olarak göstermekle, şüphesiz Sokrates ne bir antropolojiyi, ne de hattâ kelimenin yeni anlamıyle bir psikolojiyi kastetmiş değildir. Sözünü etmek istediği şey, ahlâkî fikirlerin merkezi olmak bakımından ruhtur. Fakat Aristoteles'e göre, Sokrates, yaratıcısı olduğu etikten başka bilim tanımıyorsa, onun gözünde etik, evrensel presiplere dayanan, hakikî, kesin, pozitif bir bilimdir. Gerçekten de görünüşte Sokrates, Protagoras' ın görüşünü ve her şeyin ölçüsü insan prensibini aşmıyor. Fakat büyük sofistin ahlâkı bir bilim değildi, çünkü o herkes için geçer olan prensipleri kabul etmiyordu. Protagoras' a göre her şeyin ölçüsü olan insan, özel, mümkün, değişen şeylerinde göz önüne alınan bireydir, yoksa, zihinlerin ortak esası, ahlâkî düşüncenin değişmez ve zorunlu unsuru olmak itibarıyla birey değil. Bütün insanların bu temel tabiatına o inanmıyor. Ahlakî fikirler, onun istediği gibi objektif ve mutlak müeyyideden yoksundurlar; iyi, adaletli, doğru, biricik itiraz kabul etmez bir surette hüküm veren bireysel takdire bağlıdır; şu halde ne kadar birey varsa o kadar ahlâk vardır, yani ahlak yoktur; böyle olunca toplum denmeye lâyık bir topluluğu ne üzerine kurmalı ? Sofistleri aldatan şey, insan fikirlerinin, hükümlerinin, duyguların
farklı olmasıdır. Bu farklılık ancak görünüşte ve sathîdir. Ahlâkî fikirler, kişinin
görenekleri altında saklı ve sanki uyumuş gibidirler; fakat herkesin içinde hakikî her toplumsal düzenin temeli olan iyi ve doğru olana karşı eğilimleri bulmak için, eğitim yoluyle, onu bu asalak kabuktan soymak yeter.

Şu halde Sokrates' in meziyeti hiç olmazsa ahlâkta, özelden geneli çıkarmaya, bireyselden toplumsala ve evrensele yükselmeye çalışmış olmak fikirlerin alacalı çokluğu altında, herkesin doğru ve değişmez fikrini, yalancı diyalektikçiler tarafından yolu şaşırtılan genel vicdanı yeniden bulmuş olmaktır. Entelektüel anarşi ortasında, düşünceye, sonuç çıkarmayı, tanım yapmayı öğretiyor veya kelimelere gerçek anlamlarını vererek, fikirlerin karışıklığına bir son vermeye çalışıyor. Örneğin Tanrı fikri tanımlanmadığı sürece, aynı derecede kuvvetle teizmi ve ateizmi savunmak kabildir; eğer Tanrıdan anlaşılan şey, âlemi idare eden bir ve bölünmez Tanrısal bilgelik (la Providence) ise, teizm; eğer Yunan hayalgücünün Olymposu doldurduğu bu insana benzer (anthropomorphes) varlıklar anlaşılıyorsa,, haklı çıkacaktır. Şu halde esas, kelimeler üzerinde anlaşmaktı, ve bunun içinde onlan kesin olarak tanımlamak gerekiyordu ki, Sokrates bunda son derece usta idi. Ksenophon diyor ki : iyinin ve kötünün, doğrunun ve eğrinin, akıllılığın ve deliliğin, cesaretin Ve korkaklığın, devletin ve vatandaşın ne olduğunu durmaksızın incelemeye ve belirlemeye uğraşırdı.Bu tanımları dinleyicilerine hazır yapılmış olarak vermezdi; sansüalist Protagoras' ın aksine, ahlâkî fikirlerin bütün ruhlann içinde bulunduğuna, herkesin zihninin hakikatla dolu olduğuna, öğretimin ona yabancı hiçbir şey vermediğinediğine ve orada tohum halinde olanı uyandırmak, aşılamak, geliştirmekten başka bir şey yapmadığına inandığından, ‘’ mânevi doğurtucu’’ olmakla yetiniyor ve dinleyicilerini, hakikî tanımları bizzat bulmaya sevketmekten zek alıyordu. Hiç kimse, hiçbir zaman, ondan daha iyi hoca olmadı. Annesininkine benzetmekten zevk duyduğu sanatını, genel meydanlarda, gezinti yerlerinde, atölyelerde, zeki bir yüz karşısında bulunduğu her yerde icra ederdi. Tesadüfün öğrencileri yaptığı kimselerin çoğu kez önemsiz bir soru ile yanına yanaşarak, önce bilgileri önünde eğilmekle işe başlıyor; sonra, yavaş yavaş, ustaca ortaya attığı birtakım sorularla, iyice bilmediklerini yahut hiç bilmediklerini itirafa onları mecbur ediyor ve sorularına devam ederek, . onları gerçekten öğrenmeye yöneltiyordu. Sokrates'in karşısındakilerin bilgince iddialarını hiçe indirmekte kullandığı ve’’Sokrates alayı’’(l'ironie socratique) denilen ünlü diyalektik hakkında, Platon' un diyalogları bir fikir vermektedir.(Devam edecek)

Alfred Weber (Strasbourg Üniversitesi Profesörü)
Çev. H.Vehbi Eralp (İstanbul Üniversitesi Profesörü)
Sosyal Yayınları
İstanbul – 1998
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin Asur-Banipal Kullanıcısına Teşekkür Edenler:
MaXJoHNRoYaN (07-20-2008)
Alt 07-20-2008, 12:17 PM   #5 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.456
Üye No: 599
Ettiği Teşekkür: 1
Aldığı Teşekkür: 245
Tecrübe Puanı: 517
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

ALFRED WEBER’ E GÖRE SOKRATES ( III )



Dersleri zaten tamamıyle pratik bir amaç gütmektedir. Etrafına ahlâkı yaymak; o, işte sadece bununla uğraşmaktadır. Fakat sofistlerin ahlâkı, bireyi ve bireyin refahını gözettiği halde, onun en yüksek derecede toplumsal ve insaniyetçi olan ahlâkı, genel iyiliği, vatanı, devleti göz önünde bulundurur. O, eğer zihinlere ışık vermek, onları doğru düşünceye ve gerçekten bilmeye yönelmek istiyorsa, bu, onları bilgin yapmak için değil, fakat insan, vatandaş yapmak içindir . Bilim, tıpkı birey gibi, onun için bir araçtan başka bir şey değildir, kendisine doğru gidilmesi lâzım gelen gaye, iyilik ve adalet kavramı üzerine kurulan ve en iyi, en doğru, en akıllı olanlar tarafından yönetilen mükemmel toplumdur . Fakat bilim ancak bir araç ise, iyi yaşamanın, iyi vatandaş ve devlet adamı olmanın zorunlu aracıdır. Bilmekle istemek arasında sıkı bir bağlılık olduğu, insanın iyi düşündüğü, bildiği ve anladığı ölçüde iyi hareket ettiği, ahlâkî değerimizin bilgilerimizle orantılı olduğu, Sokrates felsefesinin hattâ en temel prensibidir, ve bu prensipten, onu başka felsefelerden ayırdeden öteki tezler tabiî olarak çıkmaktadır: erdem öğrenilir; birdir, yani her şeyde erdemli olmadan bir noktada erdemli olmaya, her yerde kusurlu olmadan bir noktada kusurlu olmaya imkân yoktur, nihayet, bir kimse bildiği için değil, fakat bilmediği için kötüdür, kötülük, bilgisizliğin sonucudur.

Bundan başka, Sokrates' in ahlâkı, Pythagoras' ın idealizmiyle îonia okullarının sansüalist ve materyalist eğiliminden ayrılamaz olan eudemonizmin (mutluluk ahlâkı) ortasında yer alır. Sokrates hiç de çilecilik taraftarı (ascete) değildir, ideali arar, fakat onun duyulur bir şekilde görünmesini ve ahlâkî güzelin (to kalon kagathon) fizik güzellikte aksetmesini ister; tabiata baş eğdirmeye, onu zekânın emri altına koymaya, ona mutlak efendi olarak hükmetmeye çalışır, fakat onu boğmayı uzaktan bile düşünmez , Her şeyden önce Yunanlı ve Atinalı olan Sokrates, dış güzellikleri o kadar çok duymaktadır ki, kendisinin de itiraf ettiği gibi, maddenin sürüklemelerine karşı durmaksızın savaşmak zorundadır.
Protagoras biçiminde bir "libre penseur" olmamakla beraber, din alanında, mitolojiyi ve anlattığı efsaneleri reddetmek hususunda sofistlerle aynı fikirdedir. Hattâ spiritüalist inancı hurafelerden kurtulmuş değildir. Tabiatüstü' ne (le surnaturel), ulusları koruyucu ve bireylere esin verici cinler {daimonia) gibi yüksek varlıklara inanır. Fakat Tanrısal bilgeliğin evrensel olduğunda kuvvetle ısrar ederek, Atinalıların özgücülüğüne dokunmakta ve stoacılığın ve hıristiyanlığın ileri süreceği insanlık ve evrensel dayanışma fikrine yol açmaktadır.

Kısaca söylemek gerekirse, etikin yaratıcısı, yeni zamandaki örneği Immanuel Kant' tan teorisyen olarak çok aşağıdır. Bu bakımdan şöhreti, şahsındaki nüfuz ve ölümündeki kahramanlık sayesinde, kendinden önce gelen birinci sınıf filozofların zararına olarak, lüzumundan fazla yükseltilmiştir. Fizyolog 'lardan ve hemen bütün büyük düşünürlerden farklı olarak, hiçbir şey yazmayıp yalnız tehlikeli ve "dinsiz" bir düşünceye karşı değil, matematik bilimlere karşı bile bizi hayrete düşüren bir küçümseme gösteriyor; ve her halde Ksenophon' un ona atfettiği belli başlı birkaç doktrinle geleneksel tarihin ona ayırdığı yer arasında nisbetsizlik vardır. Bununla birlikte, o, yine de dünyadan geçişi en devamlı ve en verimli izler bırakan yol göstericilerden biridir. Onun ölmez eseri, vicdana, ödeve, bir kelime ile ideale lâyık olduğu şerefli yeri vermek, kişisel çıkardan başka ahlâkî kanun, basarıdan başka iyinin ölçüsü olmadığı açıkça ilân edilen bir devirde, ideali uygulamak, gerçekleştirmek, adetâ yaşamak olmuştur. İmdi ödevin mutlak olduğunu söylemek bağımsız ahlâkı yaratmaktan daha fazla bir şeydi, bu, sonuç olarak, ahlâk temeli üzerinde ****fiziği yenilemekti; çünkü, Sokrates' e ve Kant' a rağmen, insan düşüncesi önce verdiği hükmü çiğnemeden, pratik alanında mutlakı kabul edip teoride onu inkâr edemez.
Ve gerçekten, tilmizlerden bir kısmı, ve özellikle Aristippos ve Antisthenes eski okullann ****fizik düşünceleri yerine ahlâkçı Sokrates' i devam ettirdikleri halde, Eukleides ve Platon gibi başkalannın, Sokrates felsefesinin en yüksek iyi' sini Elealılar' ın mutlakıyle, ahlâkın gaye' sıni ****fizikçilerin ilk nedeni ile birleştirdiklerini ve böylece, töreler felsefesiyle tabiat felsefesi arasında sofistiğin koparmış olduğu bağı yeniden kurmuş olduklarını görüyoruz.. (Bitti)

Alfred Weber (Strasbourg Üniversitesi Profesörü)
Çev. H.Vehbi Eralp (İstanbul Üniversitesi Profesörü)
Sosyal Yayınları
İstanbul – 1998

__________________
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin Asur-Banipal Kullanıcısına Teşekkür Edenler:
MaXJoHNRoYaN (07-20-2008)
Yeni Konu aç Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Popüler Konular:
HepsiLegal'in En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Numan Hadi - Şerefsiz Sevgilim
Rafet El Roman - Aşk-ı Virane
İlkay Akkaya
Serhado
Ahmet Kaya Resimleri
Mehmet Atlı - Wenda 2008
XezaL u Delal - Gulan Ajdane
yeni ekran koruyucusu:)
kapı gibi kadın Maşallaaaaaah
Onun payına mermi kovanı düştü

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

XP Service Pack 3 Türkçe Yayınlandı
Avast! 4 Home Edition
Adobe After Effects
Sound Forge 9.0c
Total Video Converter
Ares Lite Edition 2.0
Orbit Downloader 2.6.5
Youtube Video File Downloader 1.0.0.1
CorelDRAW® Graphics Suite X3
FIFA 08 Demo

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

AZ YAKIT TÜKETMENİN PÜF NOKTALARI
Dünyanın en büyük uçağı
Okyanusların Efendisi
Uzun Bacakli Leylekler
Anakart'lar Nasıl Onarılır?
Windows kısayol tuşları
Bütün Ayrıntılarıyla Vista
Kaspersky Anti-Virus Personal
K-Lite Codec Pack
Need for Speed Carbon


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
SOKRATES: Asur-Banipal Filozoflar 0 07-17-2008 03:54 PM
Sokrates Asur-Banipal Filozoflar 0 07-07-2008 12:02 PM
A'dan Z'ye müzik terimleri dojehist Müzik Aletleri / Enstrumanlar 1 05-11-2008 06:36 AM
Sokrates hemdem Biyografi 0 05-09-2008 03:34 PM
sokrates Ahmedo Filozoflar 0 05-02-2008 05:26 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:31 PM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 HepsiLegal Forum ®, All Rights Reserved

Sitemizde illegal içerikli konu/mesaj vermek ve telif haklı eserlerin paylaşımı kesinlikle yasaktır!
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı bir durum görürseniz; Lütfen, hepsilegal@gmail.com 'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız en kısa sürede incelenip, gereken müdahale yapılacaktır.