|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
|
|
#11 (permalink) | |||||||||||||
|
![]() Sevgili anacığım ve babacığım; Şu an sizlere son mesajımı iletiyorum. Ben sizlerin yüzünü kara çıkaracak hiçbir şey yapmadım. Bugünlerde size ağır gelen bu itham gelecekte sizlere bir şeref payesi gibi görünecektir. Bundan emin olun. Belki de çok şey vardır sizlere iletebileceğim ama şu an aklıma gelmiyor ki... bu da doğal olsa gerek. Kendinizi üzmemenizi istiyorum. Canım ablacığım; Gördüğün yazıyı yaşamımın en son anında bir mesaj olarak iletebiliyorum. Sen örnek ve fedakar davranışlar göstererek kardeşlik bağlarının ne kadar kuvvetli ve de sıcak olduğunu vurguladın. Bunu görmemek mümkün değil. Sizlere veda ediyorum, hepinizi çok sevdim. Anama babama candan selam iletir, her iki ellerinden öperim. Can kardeşlerim Can, İrfan ve İlhan'ın, Ramazan'ın gözlerinden öperim. Ayrıca seni hasret ve özlemle kucaklarım. Oğlunuz İlyas HAS 'Mahir, Hüseyin, Ulaş Kurtuluşa Kadar Savaş! Yaşasın Bağımsız Türkiye! Kahrolsun Faşizm! Yaşasın Mücadelemiz!' sloganlarını atarak yürüdü gitti.... 'Cellat istemiyorum dedi ve sehpaya çıktı. İlmek boynuna geçirildi. Slogan atmaya ve bir şeyler söylemeye başladığı anda görevli savcı tepin tepin diye emir verdi oradaki görevlilere. Savcı İlyas'ın ayakları altındaki sandalyeye vurmalarını istiyordu. İdam edilirken en kısa sürede nasıl ölündüğü idamlıkların hücrede zaman zaman tartıştığı bir konuydu. İlyas da o yöntemlerden birini seçti. Savcının telaşlı bağırmaları sürerken onlara fırsat vermeden yukarı doğru zıpladı ve vücudunu boşluğa bıraktı. Bir kum torbası gibi döndü yerinde İlyas. Vücudu bir iki kez sehpa olarak kullanılan masaya çarptı. Ve sonra öylece kaldı. ... 27.10.1984 İzmir Sabah |
|||||||||||||
|
|
|
| Bu Mesaj İçin 2 Kişi Bedirxan Kullanıcısına Teşekkür Etti: | Lokmanhekim (05-26-2008), zilan (05-26-2008) |
|
|
#12 (permalink) | |||||||||||
|
![]() Sevgili aileme, anneme, Mediha ablama, Nuriye ablama, kardeşim Meliha , yeğenim Servet ve enişteme; (...) Beni düşünürken dünyada tek oğlunuz Kadir'inizi yitirmiş bir kişi olarak değil, sadece binlerce kişiden biri olarak düşünmenizi isterim. Böylesi belirli bir teselli ama daha iyisini düşünemiyorum. Ölmek de doğmak gibi doğal bir olaydır. Ölenlere değil insan yaşayanlara sarılmalıdır. Işin en doğrusu budur. İnsan acıyla yaşayamaz. Yaşarsa da mutlu olamaz. İnsan yok olanla değil ancak varolanla yaşarsa mutlu olabilir. Temennim bir arada hep beraber mutlu yaşamaktı. Mümkün olmadı. Üzgünüm. Yaşam benle son bulmuyor. Bensiz de devam ediyor. Yaşam yaşayanların üstüne kuruluyor. Bütün arkadaşlara, komşulara, akrabalara selam ederim. Her zaman sizi canı kadara seven, Biraz sonra yukardan bir kapı açıldı. Ve bir gerilla marşı da oradan geliyordu. Dik... Baş yukarda. Savcı ona da hükmü okudu. Sordu: 'Bir diyeceğin var mı?' diye. Kadir, her zamanki efendiliğiyle cevap verdi. “Var! Anayasalar, toplum için emekçiler için, halklar için, işçiler için yazılır. Ama maalesef bizde bu anayasalar belli bir zümre için kullanılıyor. İnanıyorum ki; bir gün halkın, emekçilerin, işçilerin sahip olacağı anayasalar gelecektir.” 'dedi. Sonra ağır ağır sandalyeye çıktı. O da Ahmet gibi gülümsüyordu. Hiç korkmak telaşlanmak ve hüzün... Hayır! Suskunluk... Hayır! İpi cellat boynuna geçirecek boyu yetmiyor.. Ve cellat titriyor... Kafasını çevirdi... Kadir cellata dönerek 'Sakın ol kardeşim heyecanlanacak bir şey yok.. Acele edecek birşey yok ki, biraz sakin ol dedi. Gene etraf şaşkın Kadir bayram yerine gider gibi şendi. İpi boynuna geçirdiler. Kadir de Ahmet gibi yaptı. Katil Oligarşi diye bağırmadan önce etrafına baktı. Göz göze geldiğimizde baş,ımı salladım ve Kadir o sırada bağırdı. 'Katil Oilgarşi! Katil Oligarşi! Yer gök inliyor. Ve sandalyeyi çekemiyorlar. Bağırıyorlar çekin sandalyeyi, çekin sandalyeyi diye.. Kadir hiç oralı değil. Sandalyeyi çekemiyorlar. Kadir sandalyeye basmış ve bas bas bağırıyor. 'Katil Oligarşi! Ve Kadir sandalyeye pat diye tekmeyi vurdu. Bir tekme de Kadir'den gelmişti. Kadir de Ahmet gibi 17 dakika ipte kaldı. Her şey bitti. İnsanlar şaşkın. … 25.06.1981 İstanbul Gece 04.55 |
|||||||||||
|
|
|
| Bu Mesaj İçin 2 Kişi Bedirxan Kullanıcısına Teşekkür Etti: | Lokmanhekim (05-26-2008), zilan (05-26-2008) |
|
|
#13 (permalink) | |||||||||||
|
![]() Değerli Karıcığım; (...) Beni hayat devrimci yaptı. Her zaman devrimci öğretiler doğrultusunda kendi felsefe anlayışım olan bilimsel sosyalizmden ayrılmadan arkadaş ve halkıma ihanet etmeden halkımın mutluluğu için savaştım. Bu savaş sürecinde devrimci onurumdan asla taviz vermeden yılmadan, usanmadan bu görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştım. Sanıyorum bunu da yaptım. Biz ki yarınıyız halkın Umudu yüz akıyız Hıncı, namusu Taa şafakları Hey canım Kalbim dinamit kutusu (--.) İdam sehpasına giderken arkaya bakmadan korkusuzca halkımın mutluluk sloganlannı haykırarak köhne düzenin celiatlanna fırsat vermeden sehpaya tekmeyi kendim vuracağıma söz veriyorum. Bu korkusuzluğu devrimci öğreti devrimci bilinç ve kavga koşullarına borçluyum. Akıyor nehirlerin Rüzgarlıdır dağların Gene çarpıyor kalbim Ortasında kavganın Bizi ne işkenceler ne zindanlar ne de idam sehpalan asla yıldıramayacaktır. Bugün bizi idama mahkum edenlerden tarih mutlaka ama mutlaka hesap soracaktır. Biz ölümlerin en şereflisini en onurlusunu seçtik. Halkımızın mutluluğu uğruna ölümü severek kucakladık. Her zaman başımız düşmanlanmıza karşı dimdik olmalı. Halkıma armağan olarak bıraktığım Murat'ımın bakım ve eğitiminin en iyi şekilde yapılacağından şüphem yoktur. O benim senin olduğun kadarda halkımın da çocuğu. Kendi toplumunun yararına eğitildiği sürece bıraktığımız yerden mutlaka devam edecektir. Onurumuzu ve saygınlığımızı kazanmanın şanlı yoludur bu. Nesiller nesilleri kovalayacak benim bıraktığım yerden oğlum, oğlumun bıraktığı yerden oğlu devam edecektir. ... 29.01.1983 İzmit Gece |
|||||||||||
|
|
|
| Bu Mesaj İçin 2 Kişi Bedirxan Kullanıcısına Teşekkür Etti: | Lokmanhekim (05-26-2008), zilan (05-26-2008) |
|
|
#14 (permalink) | |||||||||||
|
![]() sevgili ağabeyciğim Süleyman, Mektubuma başlamadan evvel sana ve Vardar ailesine özlem, hasret ve sevgilerimi iletir, en güzel günlerin sizlerin olmasını dilerim. Nasılsın abi? İyi misin? İyi olmanı candan temenni ederim. Sen de kardeşin Neco'yu soracak olursan iyiyim. Sana çoktandır mektup yazmak istedimse de olmadı. Gönül isterdi ki bu satırianmı cezaevi mapus hücresinde değil, doğa ile tabiatın, deniz ile ormanın, sevgi ile insanların, özgürlük türküleri söylediği bir ortamda yazmak isterdim. Hepinizin yaşamının iyi olması dileğiyle. Savaşsız, sömürüşüz bir dünya için savaştık. Onun için ölüyoruz. Biz bu davaya baş koyduk. Kahrolsun faşizm Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının mücadele birliği. İdamlar bizi yıldıramaz Hoşçakalın Elvada yoldaşlar. .... Sıra Neco'ya gelmişti. Onun hücre kapısı açıldı. Neco hücreden çıkar çıkmaz Seyit'in yanına gitmek istedi. Ancak oradaki askerler buna engel oldular. Seyit ile bir ara göz göze geldi. Ve 'Hoşça kal Yoldaş! İdam bile vız gelir!' diye bağırdı. Neco slogan atmak isterken ağzı bir bezle kapatıldı. Askerler kucaklayarak çıkardılar içeriden. Asacakları avluya kadar sürüklediler onu. Cezaevinin içinde, slogan atmasını engellemeye çaiışıyoriardı. Cezaevindeki diğer tutsakların susması için onları sessizce asmak istiyorlardı. Ve o da İbo gibi sehpaya kendisi çıktı. 'Yaşasın Sosyalizm! Yaşasın TKEP!' ... derken ayaklarının altındaki sandalye çekildi. ... 13.03.1982 İzmir Gece 01.25-03.05 |
|||||||||||
|
|
|
| Bu Mesaj İçin 2 Kişi Bedirxan Kullanıcısına Teşekkür Etti: | Lokmanhekim (05-26-2008), zilan (05-26-2008) |
|
|
#15 (permalink) | |||||||||||
|
![]() Onlar Gölcük askeri cezaevinde idam edileceklerini bekliyorlardı. Koğuş kapısı slogan ve marşların, tekmelerin yumrukların diğer koğuş kapılarının gürültüsü altında açıldı. Kapı açılmadan önce onlar birkaç kez birbirlerine sarılmış vedalaşmış güç vermişlerdi. Kapı açıldığında da sloganları kesmediler. 'Ömer Yazgan' dedi kapıyı açanlardan biri. Ömer arkadaşlarıyla vedalaştı tekrar, onlara tek tek sarıldı. Koridora adım attığında ise diğer koğuşlara bağırdı. "Hoşçakalm arkadaşlar, devrimci mücadelenizde size basanlar dilerim. Kahrolsun faşizm, yaşasın mücadele..."" inzibatlar ağzını kapattı. Ömer sesini duyurmak için ağzının kurtarmaya çalıştı. Kurtardıkça da slogan attı. Giderek daha fazla asker üzerine yığılmıştı. Koridora çıktığında arkadan vurulan kelepçeyi bir subay tutmuş geriye doğru çekiyordu onu. Bu arada düştü Ömer. Bu sefer tekmeler altında sloganlar atmaya başladı. Ve öylece çekip sürüklediler dış giriş koridoruna kadar. Yine aynı yöntemle dışarıda bekleyen kapalı arabalardan birine bindirildi. Ramazanın ardından aynı yöntemle Erdoğan ondan sonra da Mehmet aynı yöntemle getirildiler ve her biri ayrı ayrı arabalara bindirildiler. Güle güle karanlık dünyalara aydınlık savaşı açan yoldaş Güle güle özgürlük savaşının büyük atlısı Güle güle o büyük devrimci onur Ve erdemin yücesi ... 29.01.1983 İzmit Gece |
|||||||||||
|
|
|
| Bu Mesaj İçin 2 Kişi Bedirxan Kullanıcısına Teşekkür Etti: | Lokmanhekim (05-26-2008), zilan (05-26-2008) |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sitemizde illegal içerikli konu/mesaj vermek
ve telif haklı eserlerin paylaşımı kesinlikle yasaktır!
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı bir
durum görürseniz;
Lütfen,
hepsilegal@gmail.com 'a yada
İletişim'e
bildiriniz.
Mesajınız en kısa sürede incelenip, gereken müdahale yapılacaktır.