|
|
#21 (permalink) | |||||||||||||
|
YARI APOKRİF ESERLER Yarı Apokrif eserler şöyle sıralanır:1- Elçilerin Didaskaliye Kitabı: Elçilik işleri diye bilinen altı kitaba kaynaklık eden bu tarihi şaheserin değerini kimse inkar edemez. Didaskaliya kitabı, kilisedeki tüm rütbelerin mevzuatı; dua, oruç ve benzeri gibi inanlıların yapması gerekli dini görevler üzerine çeşitli kilise kanunlarını içerir. Bu kanunlar, III. asrın başlarında yaşamış kimi kilise ataları tarafından kendilerinden önce gelen Elçilerin, Müjdecilerin ve Azizlerin ananeleri temel alınarak oluşturulmuştur. Yaşadıkları dönemin adet ve geleneklerine göre eserde düzenlemeler yapmış ve bunu 12 Elçiye maletmişlerdir. Didaskaliya�nın Yunanca orjinali kayıptır. Ancak Tanrı�ya şükürler olsun ki, kitabın yazılma tarihine yakın olan III. yüzyıla ait bir Süryanice nüshası bulunmaktadır. Eserin ilk baskısı, 18.yüzyılın başında Tuscanya Arşidük�ü Eusebius Renaudot�a armağan ettiği Paris�teki örneği göz önüne alınarak, 1852 yılında Leipzig�de P. Lagarde tarafından yapılmıştır. Daha sonra bayan Gibson tarafından 1903�de tekrar Londra�da basılmış ve pek çok Avrupa diline (Fransızca�ya 1912�de Frabcis Nau) tarafından çevrilmiştir. 1204 yılında yazılmış bir nüshası Humustaki Kütüphanemizde bulunmaktadır. 2- Müjdeci Aday�ın Öğretisi: Çok eski bir şiir olup, Müjdeci Aday ve halefi Agay�ın varlığını göstermektedir. Eser, Filistin�de hastaları ilaçsız iyileştiren Rab Mesih�in haberlerini duyan Urfa Kralı Kara Abgar�ın, Rab Mesih�i, hastalığını iyileştirmesi ve krallığını onunla paylaşması için çağırmasına tanıklık eder. Rab Mesih, göğe yükseldikten sonra, Havarilerden birini, kralı ruhsal ve bedensel yönden iyileştirmek için krala göndereceğini söylemiştir. Bu görev için görevlendirilen Aday, Pantikusti�den sonra Kralı ziyaret edip, iyileştirmiş ve Hıristiyanlığa davet etmiştir. Kralla beraber, putperestler ve Yahudiler de Hıristiyanlığı kabul ettiler. Bunun üzerine Mor Aday, Putperestlerin tüm heykellerini yıktı ve Urfa�da ilk kiliseyi inşa ettirdi ve ölümüne kadar bu kilisenin tüm işleriyle ilgilendi. Aday öldükten sonra bu görevi halefi Agay üstlenmiştir. Ölümünden sonra Aday Urfa Krallarının bulunduğu mezarlığa konmuştur. Doğu uzmanı Batılı tarihçileri (Oryantalist) bu olayın II. yüzyılın ortalarında meydana geldiğini iddia etseler de; bizler kilise tarihimizle ilgili kitabımızda bu olayın I. yüzyılda vuku bulduğunu ispat ettik. (Al-Durar Al-Nafisa, S.76,197 ) Tarihçi Usebiyos Kesaroyo (Eusebius), kendisine ulaşan Aday öğretisinin asıl nüsha ile aynı olduğunu bilmekteydi. Fakat IV. yüzyılın sonlarında buna bazı ilaveler yapılmıştır. Örneğin, Kral Abgar�ın elçisinin Rab Mesih�in resmini Ona getirmesi, ve Clodius Sezar�ın (41-54) karısı Brotonica�nın Haç�ı buluşu gibi hayali hikayeler sonradan eklenmiştir. Haç�ın bulunuşu olayının Heleni�in öyküsünden alındığı açıktır. Bu eser G. Phillips tarafından ingilizceye tercüme edilmiş ve 1867 yılında Londra�da basılmıştır. Kudüs�teki Mor Markos kütüphanemizde, Clemis�in 8 bölüm halinde yazdığı, rabbimizin Ahidi, urfalı Mor Yakup tarafından 687�de süryaniceye çevrilen Clemis�in 2.kitabı; ve Aday�ın öğretisini 153 ve 247 numaralarda eserleri bulunmaktadır.
__________________ |
|||||||||||||
|
|
|
|
|
#22 (permalink) | |||||||||||
|
KİLİSE RİTÜELLERİ ( AYİN VE İBADETLER)
Kilise ritüelleri; yani dua ve kutsal sırların icra edilişi hiç şüphesiz Hıristiyanlığın başlangıcına dayanmaktadır. Aziz Mor Favlus�un da belirttiği gibi: " Yüce Tanrı�nın Kilisesinde, aziz Elçiler�den aldığı öğretiler, gelenekler doğrultusunda, dua zamanında tekrarlanan dualar, Kutsal Kitabı okuyup açıklanması ve kutsal sırları icra ederdi." Didaskaliye kitabının yazarı bu tür rituelleri, kitabında kısa olmakla beraber temel dualarıda ekleyerek belirtmiştir. Kilisede okunan duaların ilki, içerdiği güzel ilahileri ve derin anlamlı sözleri nedeniyle, Peygamber Davut�un mezmurlarıdır. 4.yüzyılın sonlarına doğru, ünlü Hıristiyan ataları, ayin ve ibadetlerde özel makamları olan ölçülü manzum ilahiler kullanmaya başladılar. 7.yüzyılın sonlarına doğru Süryani kilisesi rituelleri tam bir düzene girinceye kadar, manzum ilahilerin yanında bazı gerekli dualar nesir halinde yazılmaya devam edilmiştir. Ancak bu ritüellere daha sonraki nesillerden eklemeler yapılmıştır. Bu şekilde diğer Hıristiyan halklar değişik kökenleri ve lisanlarına göre bu alanda ilerlemeye devam ettiler. Belli olan bir gerçek varsa, o da kilisenin ayin ve ibadet şeklinin temel kavramlar dışında ilk asırlarda komşu ülkelerde dahil olmak üzere her yerde aynı düzende uygulanmıyor olmasıydı. Ancak bununla beraber, Hıristiyanlığın yaygınlık kazanması ve dua kitaplarını yazan hattatlar arasındaki kültür farklılığı gibi nedenlerden, kilise rituellerinde bir takım değişiklikler ve farklılıkların olması doğal karşılanmalıdır. Bağdat Metropoliti Laazar Bar Sobtho (829), "Kutsal Ayin hizmeti düzenlemesi" adlı mektubunun 3.Bölümünün 31.paragrafında şöyle belirtmiştir: "Papazlar kendileri için yazdıkları ve (Fankiyothö) denilen ibadet ve ayin kitapları, bilinçsiz bir takım ekleme ve eksiltmeler yapmışlardır." Aynı şekilde "Kutsal Ayin�in tefsiri" adlı mektubunda Bar Vahbun; "Ruhanilere ait Ayin ve ibadet kitabında, gereksiz fazlalıklar ve eksiklikler içermektedir." diye belirtmiştir. Alimlerin özen gösterip ediplerin üzerinde kalem oynattığ"ı çok etkileyici ve özenli eserler içerdiğinden dolayı, Kilise rituelleri Süryani Edebiyatı tarihinde çok önemli yer tutmaktadır. Bundan dolayı onları araştırıp incelemek çok önemlidir. Doğu tarihi batılı uzmanların (oryantalistler) araştırmadaki güçlük nedeniyle bu konu üzerinde fazla durmadı. Ancak Baumstrack bu konuya sadece bir kitabında değinmiştir. Bu eserler Süryani Kilisesinde 15 ayrı sınıf oluşturur. Bunlar: 1- Şhimo olarak da bilinen haftalık dua kitabı. 2- Kutsal kitaptan okumalar 3- Kutsal Ayin kitapları (Anafuralar) 4- Yıllık Pazar günlerine ait dua kitabı (Fankitho) 5- Seydi bayramlar ve Azizlerin günlerine ait dua kitabı (Fankithö) 6- Büyük Oruç ve Elem haftası ile ilgili dua kitabları (Fankiyöthö) 7- Ktobo dHusoye (Pazar, bayram, Oruç, Elem haftası ve diğer günlere ait dua kitapları) 8- Vaftiz, Evlilik, hasta yağı ve tövbe ile ilgili kitap 9- Ruhanilerin merasimleri kitabı 10- Bayramlarla ilgili tören kitabı 11- Defin merasimi kitabı 12- Kahinlerin ve rahiplerin özel dua kitabı 13- Kilise nameleri (Beth Gazo) kitabı 14- Hayat kitabı (Sfar Haye) 15- Senelik Bayram çizelgesi Biz bu konuları kilise müziği hakkında bir araştırma ile başlayarak sunmayı ve yine bu incelememizi çalışmalarımızda güvenerek kullandığımız eski nüshaları tespit edip tanıtarak bitirmeyi uygun gördük.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
|
#23 (permalink) | |||||||||||
|
KİLİSE VE KİLİSE İÇİNDEKİ TİNSEL İŞARETLER Kuruluş döneminden bu yana Süryani Kilisesi, tinsel ve göksel soyut kavramları özdekseller (maddi) kullanarak somutlaştırıp, bireylerine yansıttı. Bu yüzden kilise içinde bulunan her nesne, göksel ve tinsel bir kuruma işaret etmektedir. Başka bir değişle, kilise içinde bulunan ve Kilise Ataları tarafından konulmuş yersiz, anlamsız hiç bir nesne yoktur. Bu ise, inanlı topluluğun duyularını, dikkatlerini ve uslarını (akıl) ruhsal kavramlara yöneltme amacını gütmektedir.
Süryanice�deki "İto" (Kilise) sözcüğü, Rab Mesih imanlılarının oluşturduğu topluluğa ve bu topluluğun tinsel gerekleri yerine getirmek üzere Tanrı ile baş başa olabildiği yapıya işaret etmektedir. Geleneksel olarak yapısı tamamlanan yeni kilise, kiliselerin kutsamasına özgü özel dualarla, dört duvarı kutsal Murunla yağlanacak şekilde Episkoposlarca ( patrik - metropolit) kutsanır. Kilise Yönü: Rab Mesih�in doğudan geleceğinin bir simgesi olarak, kilise, yönü doğuya bakacak şekilde uzunlamasına inşa edilir. Günahtan ötürü kovuldukları ilk yurtları Aden Bahçesi�ne olan özlemlerinin ve Rab Mesih�in ikinci gelişi doğudan olacağının bir işareti olarak kilise bireyleri de yüzlerini doğuya çevirerek günlük dualarını yapmaktadırlar. Kilise Yapısı: Kutsal "Madebho" (Mihrap) bölümü, ruhani ve diakoslara özgü "Gude"(grupluk) bölümü, inanlı topluluğun dua bölümü "Hayklo" olmak üzere, üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm:Bazı kiliselerde metropolitin saygınlığı ve oturması için madebho bölümüne bir kürsü konulmaktadır. Ayrıca bu bölümde belirli zamanlarda, özel anlamlar için açılıp kapatılan bir de perde bulunmaktadır. Giriş bölümünün ortasında Süryanice�de "Goğulto" (cilcile) denilen İncil sehpası vardır. İkinci Bölüm: Mor İgnatius Nurani�nin ruhsal görünümünün etkisinde kalarak Göksel Uruşalim�de gördüğü, sağdaki peygamberler, soldaki Rab�bin elçilerine işaret eden iki grupluk gude vardır: Üçüncü Bölüm:İnanlı topluluğun dua için hazır bulunduğu bölümdür. Genellikle bu bölümün bitişiğinde (bazı kiliselerde ayrıdır) cemaati duaya çağıran bir de çan bulunmaktadır. Kilisenin üç bölümden oluşması başlı başına bir anlam içermektedir. Madepho (Mihrap) bölümü insanın başına, grupluk (Gude) iki ele, hayklo bölümü ise, insanın göğüs ve ayaklarına birer işarettirler. Çünkü baştaki akıl, insanın yaşam boyunca yönlendirmektedir. Aynı şekilde mihrap üzerinde Rab Mesih, organları inanlı cemaatı tinsel yönden yönetmektedir.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
|
#24 (permalink) | |||||||||||
|
Bayram Ve Anma Günlerİ
![]() 6 OCAK 2001 : VAFTİZ BAYRAMI Tevrat�ta Sünnet, Tanrı ile yapılan antlaşmanın bir belirtisiydi. Erkek çocuk 8. Günde sünnet edilmesiyle Musa Yasasını tamamlıyor. Tinsel yaşamına ve Tanrı antlaşmasına başlayarak ad alıyordu. Sünnetten önceki günler yaşamından sayılmazlardı. İsa Mesih, Musa Yasasının etkisi altında doğunca ilk 7 gününde eski insana özgü şeyleri tamamladı. O�nun sünnet günü tensel yaşamının başlangıcı sayıldı. Bu yüzden Miladi yıl, İsa�nın doğuş gününden değil de, sünnet gününden başlamıştır. İsa, 30. Yılında vaftiz olup, Sünnet Yasasını iptal etti. Tanrı ile yaptığı yeni antlaşmanın simgesi, vaftiz gizini bize verdi. Vaftiz�den önceki günler, Hıristiyan kişinin yaşamından sayılmazlar. Çünkü kişi, vaftizle yeniden doğar ve Kayrayla Tanrı�nın oğlu olarak, ruhsal yaşama başlamış olur. Böylece ad alarak kilise bireylerinden sayılır. 7 OCAK 2001 : VAFTİZCİ YUHANUN�NUN ŞEHİT EDİLMESİ Yuhanun, annesi Elizebet�in karnında iken Kutsal Ruh�la doldu. Peygamber İliya gibi mistik bir yaşam sürdürmüş, zahit ve her şeyden yoksundu. Rab Mesih�in gelişine yüreklerini hazırlamaları için, insanları yerip, günahlarından ötürü onları azarlıyordu. Eski-yeni Antlaşma arasında bağlantı kurma niteliğini taşıyan Yuhanun, Herodes tarafından tutuklanarak cezaevine atıldı. Çünkü, kardeşi hayatta olduğu müddetçe, karısı Herodiya�yı kendisine eş olarak almasına izin vermiyordu. Onu sürekli azarlıyordu. Üç ay sonra Yuhanun�un başı kesilerek, annesinin isteği üzerine, Herodiya�nın kızı Saloma�ya verildi. Rab Mesih, Yuhanun�nun üstünlüğünü şöyle vurgulamıştır. "Size doğrusu derim ki, kadınlardan doğanlar içinde, Vaftizci Yuhanun�dan üstün olanı çıkmamıştır" (Mat. 11: 11). 8 OCAK 2001 : ŞEHİTLERİN İLKİ MOR STEFANOS Günlük hizmete, Hıristiyan yoksullara dağıtılmak üzere toplanan yardımların dağıtımını sağlamak amacıyla seçilen yedi diyakoslardan (İncili Şemmas) biridir. Aynı zamanda, Hıristiyanlıkta şehitlerin ilki onuruna sahiptir. Linç edilerek şehit düşünce "Kutsal Ruh�la dolu iken, gözlerini dikkatle göğe çevirdi. Tanrı�nın yüceliğini ve O�nun Sağında duran İsa�yı gördü" (Habercilerin işleri. 7.55). Alçak gönüllüğünün güzel bir örneği olarak, Yahudiler tarafından taşlamakta iken, "Ya Rab, bu günahı onlara sayma" şeklinde dua etmiştir. 15 OCAK 2001 : MERYEMANA EKİNLER BAYRAMI "Kukoye�nin (çömlekçilerin) Meryemana için söyledikleri bir ezgi" Mor Yuhanun, Mübarek Erden�in anısına üç defa bayram yapılması gerektiğini yazan kitapları getirince, tüm Efes topraklarına çiy (bereket) yağdı. Aralıkta ekinlerin bereketi için, Mayısta başakların bereketi için ve Ağustos ayında ise yaşam gizini andıran bağlardaki asmaların bereketi için -Haleluya- duaları yardımcımız olsun. 19 OCAK 2001 : KARTMİN�Lİ MOR ŞEMUN Mümin Ana- babadan Kartmin köyünde dünyaya gözlerini açtı. Henüz dört yaşında iken amansız bir hastalığa yakalandı. Ölüm döşeğinde yatarken, Mor Samuel Onu iyileştirdi. Erginlik çağına girince, öğrencisi oldu ve rahiplik sınıfına girdi. Büyüğü Mor Samuel�in şekline bürünen Melek, O�na Mor Gabriel Manastırının Planını gösterdi. Bu manastırın kurucularından biridir. Tanrı, O�nu doğaüstü birçok tansık yapmakla onurlandırdı. 19 Ocak 433 yılının Salı gününde Tanrı�nın rahmetine kavuştu. Mor Gabriel Manastırında aziz kişilere özgü mezarlıkta toprağa verildi. 2 ŞUBAT 2001 : RAB�BIN MABEDE GİRİŞİ VE YAŞLI MOR ŞEMUN Rab Mesih, Yusuf ve Annesi Meryem ile tapınağa girdi. M.Ö. 282 yılında Tanrı esini ile Rabbı görmeyene dek ölmeyeceğini kendisine bildirilen, İhtiyar Şemun�un kolları üzerinde taşındı. Söz konusu Şemun inanç gözleriyle Rabbın insanlara sağladığı kurtuluşu gördü. Çocuk olan Rab İsa�dan şu dilekte bulundu. "Şimdi sözün uyarınca, artık uşağını esenlikle bu yaşamdan ayırabilirsin. Çünkü gözlerim kurtuluşunu gördü". 3 ŞUBAT 2001 : GİZEMCİLERİN BAŞI MOR BARSAVMO 449 yılında, Doğu manastırlarının temsilcisi olarak İmparator Sezar (Caesar) tarafından Efes Konsiline çağrıldı. Sapık düşüncelilere (Eretik) karşı çift ağızlı keskin bir kılıç gibiydi. Yaşamı boyunca saçla örtülü demirden bir yelek giyinikti. Tanrı O�nu doğaüstü birçok tansık yapmakla onurlandırdı ve 485 yılında vefat etti. Öğrencilerden biri, O�nun hakkında şöyle yazmıştır. Rabbı için işkence ve denemeye 50 yıl katlanan Mor Barsavmo, gece-gündüz uyuklamayan demir sütuna benzemekteydi. 5 ŞUBAT 2001 : NİNOVA ORUCU M.Ö. 862 yılında Ninova halkının, Tiğlatpalassar döneminde, Ninova�da gerçekleştirdiği gerçek tövbeyi örnek alarak, kilise bu orucu tutmaktadır. Kilisede oldukça eskidir, hatta Mor Efem de (373) ondan bahsetmektedir. İlk dönemlerde 6 gün tutulurdu. İnanlılar, herhangi bir darboğazın eşiğine veyahut baskına maruz kaldıkları zaman, bu oruca sığınırlardı. Daha sonra üç gün olarak her yılda tutulması kararlaştırıldı. Tarihin anlattığına göre, Tagrit Mafiryani Mor Marutha (649) tarafından üç gün olarak tutulması kararlaştırılmıştır. Daha sonra Doğu ve batı olmak üzere tüm Süryani Kilisesinde yaygınlık kazandı. Kopt Kilisesi ise, Süryani kökenli Patrik Abram�ın (968) döneminde bu orucu tutmaya başlamıştır. 8 ŞUBAT 2001 : PATRİK MOR SEVERİUS Patrik Mor Severius (512-538) Edebiyet, dinsel teolojisi yanında, Yunan felsefesini de okumuş, Süryani Kilisesini yöneten patriklerin en renkli simasıdır. Rahipliğin yalnızca dış dünyayla ilişkiyi keserek, içekapanıklık olmadığını, fakat topluma hizmet ve toplum bireylerin kurtuluşunu sağlayan bir özverilik yolu olduğunu belirtmekle, rahipliğe özdeş gerçek anlamını vermiştir. Biz Süryanilere, yapıtlarıyla büyük servet bıraktı. Çeşitli konularda, dinsel öğüt içeren 152 tane hutbesi, 3000 dolayında mektubu ve kilisede okunan birçok ilahi ve duası vardır. Kral Justinian tarafından kovuşturularak, Mısır�a sığındı. Orada vefat ederek, cesedi Zucac Manastırında toprağa verildi. 3 MART 2001 : AZİZ MOR EFREM 303 yılında Nusaybin�de doğdu. Nusaybinli Mor Yakup�un yanında eğitim gördü. Rahip ve İncili Şammas oldu. Süryani�lere özgü Nusaybin Üniversitesi�nde 38 yıl Müdürlük ve öğretmenlik yaptı. 363 yılında Nusaybin�in ileri gelenleri ile Diyarbakır�a, oradan da Urfa�ya göç etti. Orda bilgi dağarcığının ve ilim hazinesinin yanında, Urfa Üniversitesi�ni de çok genişletti. Yaşamı boyunca mistik yaşam sürdürdü. 373 yılında ise vefat etti. İsteği üzerine yabancılara özgü mezarlıkta toprağa verildi. Urfa dolaylarında mezarının üstünde bir manastır inşa edildi. "Süryanilerin Peygamberi, Süryanilerin Güneşi" gibi nitelemeleri yanında "Kutsal Ruh�un Gitarı" da çağırılmaktadır. Süryani musikisinin ve kilisesel nağmelerin, ve kilisede kızların koro şeklinde ilahiler söylemesinin temellerini kendisi atmıştır. Bilgi alanında bizlere eşsiz, değerli yapıtlar bırakmıştır. Eski ve Yeni antlaşmayı yorumlamıştır. Hatta bu yüzden söylenmiştir ki: "Süryanice Kutsal kitabın özgün çevirileri kaybolursa, tüm ayetlerini Mor Efrem�in yapıtlarından kolayca derleyebilirsiniz". 9 MART 2001 : SEBASTİYA�NIN (SİVAS�IN) KIRK ŞEHİTİ ![]() 25 MART 2001 : MERYEMANA MÜJDE BAYRAMI O zaman ki Yahudi geleneğine göre, nişanlılık dönemi bir ya da iki yıl sürmekteydi. Meryem, Yusuf�la nişanlı olduğu bu dönemde, Galile yöresindeki, Nasıra�da iken, Tanrı tarafından gönderilen Melek, Tanrısal gebeliği O�na müjdeleyerek şöyle dedi: "Selam sana ey kayra bulan, Rab seninledir... korkma Meryem, çünkü Tanrı�nın nezdinde kayra buldun. İşte gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını İsa koyacaksın. O Büyük olacak ve kendisine en yüce olan�ın Oğlu denecek. Rab Tanrı O�na atası Davut�un tahtını verecek... Hükümdarlığınının hiç sonu gelmeyecek." ![]() 13 NİSAN 2001 : ELEM CUMASI VE HAÇ Rab İsa şöyle söyledi: "Musa çölde yılanı yükselttiği gibi, İnsan oğulda öylece yükseltilecek" (Yuh. 3: 14). "Sen haçını al ve ardımca gel" (Mark. 10: 21). "Ardım sıra gelmek isteyen, kendini yadsısın, haçını taşıyarak ardım sıra gelsin". (Mark. 8: 34). Petros O�na dedi: "İşte biz her şeyi bırakıp ardın sıra geldik" İsa cevap verip dedi: "Benim için ve Sevinç Getirici Haber (İncil) için, evini, erkek kardeşlerini, kız kardeşlerini, anne babasını, çocuklarını, çiftliklerini bırakan hiç kimse yoktur ki, şimdi, bu dönemde yüz katını evler, erkek kardeşler, anneler, çocuklar, çiftlikler almasın. Bunların yanı sıra saldırılar ve gelecek çağda da sonsuz yaşamı olacaktır" (Mark. 10: 28-30). O�nun hakkında Elçi Pavlos şöyle dedi: "O, görünmeyen Tanrı�nın benzeridir... Göklerde ve yerde, göze görünen ve görünmeyen her şey, O�nun aracılığıyla yaratıldı... Her şey O�nunla, O�nun için yaratıldı. O her şeyden öncedir ve her şey O�nda ayakta durmaktadır" (Kol. 1: 15-17). "O Tanrı özdeşliğinde iken, kendine özgü yücelikten soyunarak uşak özdeşliğini aldı. İnsan eşitliğine girerek, insan biçiminde belirdi. Kendini alçaltarak söz dinlerlik yoluna dek yürüdü, hem de haç ölümüne" (Filip. 2: 6-8). "Çünkü tüm Tanrısal doluluk O�nda konut kurmaktan hoşnut oldu. Tanrı O�nun ararcılığıyla her şeyi kendisiyle barıştırdı. Barış Mesih�in çarmıhta akan kanı aracılığıyla sağlandı. Tanrı yerdekileri de, göktekileri de O�nun aracılığıyla barıştırdı (Kol. 1: 19-20). Haçın bildirisi kaybolanlar için akılsızlık, biz kurtulanlar içinse, Tanrı gücüdür (1.Kor. 1: 18). Rabbımız İsa Mesih�in haçından başka bir şeyle övünmek benden uzak olsun. O haç aracılığıyla dünya için çarmıha gerildi; ben de dünya için" (Gal. 6: 14) "Tanrı dünyayı o denli sevdi ki, biricik Oğlu�nu verdi. Öyle ki, her kim O�na iman ederse kaybolmasın, sonsuz yaşama kavuşsun" (Yuh. 3: 16). 15 NİSAN 2001 : PASKALYA - RABBİN DİRİLİŞ BAYRAMI " Diri olanı neden ölüler arasında arıyorsunuz ?" ( Luka 24: 5-6 ). Elçilerin döneminden bu yana, Rab İsa�nın Diriliş Bayramı kutlanmaktadır. Bu konuda Elçi Pavlos şöyle demektedir: "Passahımız, bizim için kurban edilen Mesih�tir. Bunun için bayramı, ne eski mayayla, ne de kötülük ve kurnazlık mayasıyla, fakat paklık ve kutsallık mayası ile kutlayalım" (1. Kor. 5: 7-8). Başka bir yerde Mesih�in dirilişi ile ilgili şöyle yazmıştır: "Mesih günahlarınız için öldü. Sonra gömüldü. Yine kutsal yazıların çok önceden bildirdiği gibi, üçüncü gün dirildi. (1. Kor. 15: 4). "Mesih�in ölmesi, sonra da dirilmesi bunun içindir; hem yaşayanların, hem de ölenlerin Rabbı olsun diye" (Rom. 6:9). "Şimdi Tanrı Tahtı�nın sağında oturmaktadır" (İbra. 12:2). "Bedeninin (kilise topluluğun) başıdır. Her şeyin başlangıcıdır, ölüler arasından ilk doğandır" (Kolos. 1:18). Elçiler Pazar gününü Diriliş Bayramı�nın kutlamasına ayırdılar. Çünkü Rab bu günde dirilmiştir. Bu nedenle, yıl boyu Pazar günü, Rabbin günü bilinmektedir. Geleneksel olarak Diriliş Bayramında Hıristiyanlar birbirlerine yumurta veyahut ovalli (yumurtamsı) hediyeler sunmaktadırlar. Çünkü yumurta, Rab Mesih�in ölülerden utku ile dirilişinin canlı bir işaretidir. Yaratıklar arasında hiç bir canlı, yumurta özelliğine sahip değildir. Yumurta sitoplazması (hücrenin canlı temel kısmı) dış bir uyarıcı etkenin etkisi altında kalmadan, belirli bir sıcaklık derecesinden sonra, kendi kendine büyür; gelişir ve en sonda öyle bir olgunluğa erişir ki; kabuğu kırarak ufacık canlı bir civciv olarak gözlerini dünyaya açar. Aynı şekilde Mesih�te hiç bir dış etkenin etkisinde kalmadan kendisine özgü Tanrısal gücü ile mezardan dirilmiştir. Yumurtanın beyaz rengi, Mesih�in Tanrısallığına; mavi rengi ise, gökselliğine; kırmızı rengi de özveriliğine işaret etmektedir. 20 NİSAN 2001 : MOR EVGİN Anba Fağum Manastırında rahip oldu. 25 yıl denizde dalgıçlık yaptı. Çıkardığı incileri yoksullara, kiliselere ve manastırlara dağıtıyordu. Daha sonra 70 gizemci rahibin eşliğinde, Nusaybin�in dolaylarındaki Bagok dağına (Turizlo) geldi. Kendi adını taşıyan manastırda 30 yıl mistik bir yaşam sürdürdü. Tanrı Onu sayısız tansıklarla onurlandırdı. Çeşitli yörelerde kendisine akın eden, tansıklar yaratan 350 rahip öğrencisi vardı. İnsanları Hıristiyanlığa getirmek üzere, onları değişik yörelere gönderdi. Dolayısıyla, geniş bir halk kitlesini Hıristiyanlaştırdı. Birçok kilise ve manastır inşa ettirdi. En sonda kocamış bir şekilde 4. Yüzyılın sonlarında sonsuzluğa göçerek, kendi manastırında toprağa verildi. Daha sonra, cesedi Deyrulzafaran manastırına taşındı. 23 NİSAN 2001 : MOR GEVERGİS Gazze�de doğmuş, onurlu atik bir subaydı. Hıristiyanlar, Dioklitiyan�ın (Diocletian�ın) (245-316) saldıranlarına, sistemli baskılarına maruz kalınca, büyük yiğitlik ve savaşım gösterdi. Korkutucu, ürkütücü değişik işkence türleri bile O�nu Mesih�in sevgisinden ve bağlılığından ayıramadı. Tanrı O�nu büyük tansıklarla onurlandırdı ki, onlarla ve dayanıklığı ile, O�na işkence edenleri şaşkına çevirdi. Yaptığı doğaüstü tansıklarla, kalabalık bir topluluğun Mesih�e inanmasını sağladı. Bunlardan ise, kralın eşi Eleksandra ve kızı Falirya�yı örnek gösterilebilir. Acı dolu katlanılamaz işkenceden sonra, 23 Nisan 303 yılından başı kesilerek şehit edildi. 11 MAYIS 2001 : NUSAYBİN�Lİ MOR YAKUP Nusaybin�de doğmuş, küçüklüğünden beri dünya ile ilişkisini kesmiş, mistik yaşamın işleriyle uğraşmayı yeğlemiştir. Bitkisel köklerle ve yapraklarla günlük besinini karşılıyordu. Keçi postundan yapılmış bir çul giymekteydi Nusaybin Episkoposluğuna atanmasına rağmen, mistik yaşamında bir değişiklik yapmadı. Kutsal Kitap ideolojisinde oldukça derin ve ünlüydü. Süryani edebiyatı ve dinsel eğitim için, Nusaybin�de bir okul açtı. Yoksul ve sıkıntıda olanlara çok özen gösteren Mor Yakup, İznik Konsil�inde (325) ve Kudüs�teki Kıyamet Kilisesinin kutsama töreninde hazır bulundu. Aynı zamanda Süryanilerin Güneşi Büyük Mor Efem�in de öğretmenidir. 338 yılında Rabbı yanına, göç etti. Kutsal cesedi ise, Nusaybin�de ismi üzerinde kilisede toprağa verildi. 12 MAYIS 2001 : MOR İZOZOEL Samsat�ta doğmuş olan Mor İzozoel, Mesih�i yadsımadığı için imparator Maximilianus; cesedinin doğranmasına, baltalarla kemiklerinin kırılmasına, gözlerinin çıkarılmasına, dişlerinin çekilmesine, el ve ayaklarının kesilmesine dair buyruk verdi. Fakat katlanılmaz bu gözdağına karşın, dayanaklığıyla, imparatoru hayal kırıklığına ve şaşkına uğrattı. En sonda imparatorun emriyle 306 yılında kuyuya atılarak can verdi. 15 MAYIS 2001 : MOR ŞMUEL "SAMUEL" Mardin�e bağlı Savur ilçesinin Meşti köyünde doğan Mor Samuel, mistik yaşama olan özlemi ve bağlılığı yüzünden rahip oldu. Meleğin gösterdiği plan çerçevesinde, öğrencisi Kartmin�li Mor Şemun ile birlikte, şaheser manastırını inşa etmiştir. Kartmin Manastırı ismi ile çağrılan bu yer, günümüzde Mor Gabriel Manastırı adıyla bilinmektedir. Mistik yaşamı ve ilmi seven birçok kişi etrafına toplandı. O�nun manastırında birçok patrik, mafiryan, metropolit, rahip ve ünlü yazarlar çıkmıştır. Tanrı onu bir çok tansıkla onurlandırdı. 409 yılında ise Rabbı yanına ebediyete göç etti. Cesedi ise manastırın azizler mezarlığı bölümünde toprağa verildi. 24 MAYIS 2001 : MESİH�İN GÖĞE YÜKSELİŞ BAYRAMI Elçiler bir araya geldiklerinde İsa�ya şunu sordular: "Rab, İsrail�e egemenliği şimdimi geri vereceksin?" İsa onlara, "Baba�nın kendi yetkisiyle belirlemiş olduğu zamanları ve tarihleri sizin bilmenize izin yoktur" karşılığını verdi. "Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Kudüs�te, tüm Yahudiye ve Samiriye�de ve dünyanın dört bir bucağında benim tanıklarım olacaksınız." İsa bunları söyledikten sonra, onların gözleri önünde yukarı alındı. Bir bulut O�nu alıp gözlerinin önünden uzaklaştırdı. İsa giderken onlar gözlerini göğe dikmiş bakıyorlardı. Tam o sırada beyaz giysiler içinde iki adam yanlarında beliri verdi. "Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?" diye sordular. "Sizden göğe alınan bu İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, ayni şekilde geri gelecektir." 1 HAZİRAN 2001 : MOR ŞEMUN DZEYTE 654 yılında, Turabdin�in Hapisnas Köyünde gözlerini dünyaya açtı. Mor Gabriel Manastırı�nda eğitim görmüş, mistik yaşama yönelmiştir. Turabdin ve Nusaybin�de birçok kilise ve manastırın kurulmasında katkısı olmuştur. Hatta kendi eliyle ektiği zeytin bağlardan onlara hibe etti, bunun içindir ki Şemun Dzeyte (Zeytinli Şemun) ismi ile çağrıldı. 700 yılında, Harran Metropolitliğine atandı. Yaptığı tansıklarla, Yahudilerden ve putperestlerden geniş bir halk kitlesini Hıristiyanlığa getirdi. 726 yılında toplanan Ermeni ve Süryanilerin birleşimini sağlayan Malazgrit Toplantısına katıldı. 734 yılında sonsuzluğa göç etti. Cesedi Mor Gabriel Manastırı�nda azizlere özgü mezarlıkta toprağa verildi. 3 HAZİRAN 2001 : PENTİKOST BAYRAMI (Kutsal Ruh�un gelişi) Pentikost günü geldiğinde bütün imanlılar bir arada bulunuyordu. Ansızın gökten, güçlü bir yelin esişini andıran bir ses geldi ve bulundukları evi tümüyle doldurdu. Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler. İmanlıların hepsi Kutsal Ruh�la doldular. Ruh�un onları konuşturduğu yabancı dillerde konuşmaya başladılar 29 HAZİRAN 2001 : ELÇİLERDEN MOR PETROS VE MOR PAVLOS Mor Petros: Galile dolaylarındaki Bethsayda�da doğdu. Küçüklüğünden beri balık avcılığı ile uğraştı. Dili Süryanice (Filistin Süryanice�si) idi. Musa yasasını kulaktan dolma biliyordu. Vaftizci Yuhanna öğrencilerindendi. Daha sonra küçük kardeşi Endravus�un aracılığı ile Mesih�in öğrencisi (havarisi) oldu. Rab Mesih havarilerine kim olduğunu sorduğunda, sıcak iman dürtüsü ve gayreti ile "Diri Tanrı�nın oğlu Mesih�sin" diye yanıtladı. Bu değişinden sonra Mesih Onu, kaya anlamına gelen (Kifo) olarak niteledi ve Ona "Kilisemi bu kayanın üzerinde inşa edeceğim dedi". Petros (Kifo) genellikle arkadaşları havarilerin ağzından konuşuyordu. Bu yüzden havarilerin başı (başkanı) olarak bilinmektedir. Ayrıca Mesih�i üç kez inkar etmiş, tekrar pişmanlık duyarak, tövbe edenlere güzel bir örnek olmuştur. M.S. 37 yılında Petros, elçisel kürsüsünü Antakya�da kurdu. Mor Pavlos�un yardımı ile kilise yönetimine kendisine ardıl olarak Mor İğnatiyos Nurani�yi ve Mor Afudyos�u atadı. Böylece İğnatiyos Zakka Ivas�a gelene kadar Patriklerin silsilesi başlamış oldu. Rabbın ismini müjdesini yaydıktan ve birçok kilise inşa ettikten sonra İmparator Neron tarafından 67 yılında Roma�da baş aşağı haça gerilerek şehit edildi. Rabbın ismini müjdelediği yörelere gönderdiği iki mektupla kiliseye değerli bir eser bırakmıştır Mor Pavlos : Tarsus şehrinde doğdu ve kendisine Şavul ismi verildi. İbranice ve Yunanca dillerini geliştirdiği Tarsus İbrani Üniversitesi�nde öğrenimini tamamladı. Felsefeyi de öğrendi. Kudüs�te, Musa Yasasının büyük öğretmeni Gamalail�in yanında dinsel eğitimini derinleştirdi. Daha sonra resmi dil olan Roma dilini öğrendi. 28 yaşında iken kazandığı şöhretten dolayı Yüksek Yahudi Meclisine (Senhadrim�in) üyeliğine getirildi. Atalarının geleneklerine, törelerine bağlı bir Ferisi idi . Genç Mesih�in (Hıristiyan) Kilisesini sert bir şekilde kavuşturdu. Öyle acı sıkıntılarla kiliseyi baş başa bıraktı ki, sonunda Hıristiyanları öldürmek üzere Şam yolunda iken, Mesih Ona göründü, yaptıklarından dolayı Onu azarladı. Aynı anda Hıristiyanlaşarak Şam Episkoposu�nca vaftiz edildi. İsmi Pavlos olarak değiştirildi. Rabbın ismini milletlere (putpereslere) duyurmakla, müjdelemekle görevlendirild. O�nun uğruna Yahudi ve puta tapanlardan gördüğü sıkıntılarla, işkencelerle yaşamını harcamıştır. Tanrı, eliyle yaptığı tansıklarla Hıristiyanlığı kanıtlamış, doğrulamıştır. 67 yılında Roma İmparatoru Neron tarafından başı kılıçla kesilerek şehit edildi. Yeni antlaşmaya eklenen 14 mektubu ile Kiliseye değerli bir hazine bırakmıştır. Güçlü söz akışı ve mantıksal üslubu ile Yunanca yazdığı bu mektupları, Hıristiyanlığın temel kaynakları arasına girmiştir. 3 TEMMUZ 2001 : ELçedil;İ MOR TUMA Hindistan elçisi olarak bilinen Yahuda�dır. Galile dolaylarında dünyaya geldi. Rabbın sevgisine sıkı sıkıya kenetliydi. Öyle ki bir seferinde "Biz de onunla gidip ölelim" demiştir. Dirilişinden sonra Rab, yüksek odada havarilere görününce, onlarla değildi. O�na Rabbı gördüklerini söyleyince, gözlerimle çivilerin yerlerini görmeyince, böğrüne parmaklarımı koymayana dek inanmam Sekiz gün sonra, Tuma onlarla beraber iken tekrar Rab, onlara göründü. Tuma�ya: Parmağını getir ve ellerimi gör, elini böğrüme koy ki, inançsızlardan değil de imanlılardan ol. Tuma Rabba cevaben sadece "Rabbim ve Allahım." Dedi. Perslerin Medlerin ve Fartilerin vs. topraklarında Rabbın ismini müjdelemiştir. Rab Mesih tarafından Hindistan�a gönderilerek, başta kralları olmak üzere, orda geniş halk kitlesini Hıristiyanlaştırdı. Puta tapanların liderleri, Onun Rabbı uğruna verdiği mücadeleyi, direnişi görünce, 75 yılında Milibar�da O�nu tutuklayarak, sağ iken derisini yüzdüler. Daha sonra aralık ayının 18�inde böğrü kargı ile delinerek, 21�inde ebediyete göç etti. 3 Temmuz 394 yılında kutsal teni Urfa�ya getirilmek üzere Hindistan�dan taşındı. Fakat ancak aynı yılın 22 Ağustosun�da ulaşabildi. Urfa�da ismi üzerine büyük bir kilise inşa edildi. Daha sonra teninden bir kısmı, Meryemana�nın kemeriyle beraber, günümüze kadar müminlere paha biçilmez bir hazine olarak Humus�a taşınmıştır. 15 TEMMUZ 2001 : MOR KURYAKOS VE ANNESİ YULİTİ Mor Kuryakos, İkonya (Konya) şehrinde, kralların soyundan dünyaya geldi. Askeriyede subay olan babasını, henüz üç yaşında iken kaybetti. Hıristiyanlara yönelik saldırıların ve kovuşturmaların başlaması üzerine, annesi Yuliti (Julyet) oğlu Kuryakos ile Tarsus�a kaçtı. Mesih�e olan sıcak sevgi ve bağlılığı yüzünden vali Aleksender, O�nu işkenceye atarak, boğaların kaslarından yapılan kamçıyla vurdurdu. Küçük çocuk Kuryakos�u ise ayvanın merdivenlerinde yere atıp, başı ezilerek temiz ruhunu teslim etti. Mor Kuryakos�un annesi ise, vücudunu demir tarakla tarayarak temmuz 304 yılında başını kesti. 31 TEMMUZ 2001 : MOR YAKUP BURUD'ONO Mor Yakup, M.S. 500 yılında Telmavzlette (Viranşehir) dünyaya geldi. Genç yaşta Psilto Manastırında rahip oldu. O dönemlerde Doğu Kilisesi Bizans imparatorlarının baskı ve işkencelerine maruz kalıyordu. Kiliselerdeki tüm metropolitler tutuklanarak cezaevine atıldılar. Cemaati yönetecek metropolit kalmamıştı. Mor Yakup, manastırı terk ederek cemaatlerin Ortodoks inancından sapmamaları için çalışmalara koyulmuştur. Ancak bu çalışmaların verimli ve etkili olabilmesi için metropolit olması gerekiyordu. Bunun üzerine hapiste bulunan Alekssenderyeli Patrik Teodosiusun yanına gitti. Orada bulunan üç metropolitin huzurunda patriğin el koyması ile metropolit oldu. Mor Yakup böylece kollarını sıvayarak büyük bir azimle kilise ve bireylerinin imdadına yetişti. 27 Episkopos ve binlerce ruhani, Şemmes (Diyakos) resmetmiştir. Zayıflamakta olan Ortodoks inancını tekrar canlandırmıştır. 578 yılında Mısırda Mor Rumanos Manastırında vefat etmiştir. Naaşı 622 yılında Telmavzlet Episkoposu Mor Zakayın özel çabasıyla Viranşehir�deki Psilto Manastırına taşınmıştır. 1 AĞUSTOS 2001 : MORT ŞMUNİ VE YEDİ OĞLU Mort Şmuni, Makabiler soyundandı. Musa yasasını çiğneyip, yasakladığı yemeklerden yemeye onları zorladığı için, M.Ö. 167-175 yılları arasında pagan kral Antikayos tarafından, yedi erkek oğlu ve öğretmenleri Laazar ile birlikte şehit edildi. Süryanilerin yerleşim birimlerinin bir kısmında genellikle ismi üzerine kiliseler inşa edilmiştir. Musul yakınlarındaki Karakuş köyünde de ismi üzerindeki kilisede Ekimin 15�inde O�nun bayramı büyük kalabalıkla kutlanmaktadır. Her yıl bu kutlamalar sırasında, yedi oğlu ve öğretmenleri ile Laazar beraber, kilise mezbahının duvarları üzerinde, etrafı ışıkla çevrili bir şekilde görülmektedir. Orda hazır bulunan herkes bu olağanüstü olaya tanık olmaktadır. 6 AĞUSTOS 2001 : TECELLİ "GöRüNME" BAYRAMI İsa yanına yalnız Petrus, Yakup ve Yakup�un kardeşi Yuhanna�yı alarak yüksek bir dağa çıktı. Orada, gözlerinin önünde İsa�nın görünümü değişti. Yüzü güneş gibi parladı, giysileri ışık gibi bembeyaz oldu. O anda Musa�yla İlyas öğrencilere göründü. İsa ile konuşuyorlardı. Petros İsa�ya "Yarab" dedi, "burada bulunmamız ne iyi oldu! İstersen burada üç çardak kurayım: biri sana, biri Musa�ya, biri de İlyas�a." Petrus hâlâ konuşurken, parlak bir bulut birden onları gölgeledi. Buluttan gelen bir ses, "Sevgili Oğlum budur, O�ndan hoşnudum. O�nu dinleyin!" dedi 15 AĞUSTOS : MERYEMANA�NIN İNTİKALİ Baba-annesine adakla verilen Meryem, Rabbin evinde (tapınakta) büyütülerek, tenleşen Tanrı�ya Anne olmaya layık görüldü. Her gittiği yere oğluna Mesih�e eşlik etmekte ve Ona elbise dokumaktaydı. Haçın üzerinde iken O�nu Kudüs�teki evine almak üzere havarisi Yuhanna�ya teslim ettiğini görmekteyiz. Kutsal Ruh�un havarilerin üzerine inişine tanık oldu. Oğlu�nun göğe yükselişinden sonra, beş yıl yaşadı. ebediyete göç etmesinin saati yaklaştığında, Havari Tuma dışında Kutsal Ruh�un esini ile tüm Havariler Kudüs�te hazır bulundular. Tanrı anasına yaraşır bir saygı ile muminlerle beraber O�nu Getsimen Bahçesi�nde toprağa verdiler. Gömülüşü üzerine üç gün geçtikten sonra Tuma ancak Hindistan�dan Kudüs�e ulaşabildi. Havada iken dikkat çeken akılalmaz bir şekilde hava boşluğunda görkemli bir kalabalık gördü. O Kalabalık Meryemana�yı göğe yükselten ve beyazlara bürünmüş meleklerin kitlesi idi. Bu olay karşısında şaşkına dönen Tuma bereket için Meryemana�dan bir istekte bulundu. Derhal şahsi kemerini O�na attı. Kemeri eline alır almaz Havarilerin yanına gelerek gördüklerini anlatır, Meryemana�nın gerçek anlamda göğe göçtüğünün bir kanıtı olarak kemeri onlara gösterir. 18 AĞUSTOS 2001 : MOR AHISNOYO "MENBEçedil;Lİ FİLüKSİNOS" Irak�ın Süleymaniye dolaylarındaki Tehel beldesinde dünyaya geldi. Ahısnoyo ismiyle vaftiz edildi. Daha sonra baba-annesiyle beraber Turabdin�e göç etti. Kartmin Manastırında (Mor Gabriel) eğitim görerek rahip oldu. Daha sonra Teoloji ve felsefe derslerini tamamlamak üzere Urfa Üniversitesi�ne girdi oradan da Süryanice ve Yunanca dillerini geliştirdiği Telada Manastırı�na gitti. 485 yılında Menbec�e metropolit oldu. Ortodoks inancının ülküsü uğruna büyük bir savaşım verdi. Zamanım dinsel ve kristolojik tartışmaların dalgaları arasına ustaca dalmasını bildi. Bu yüzden Gangara�ya sürgüne gönderildi. Orda pencereleri kapalı bir odaya hapsedildi. İçeriye sızdırılan duman yüzünden 523 yılında iman uğruna şehit düşmüştür. Birçok alanda, değişik konularda bizlere değerli yapıtlar bırakmıştır. Menbeçli Horiepiskopos Polikarpos�un Yunanca�dan Süryanice�ye çevirdiği Filoksinoyto çevirisi O�nun adını taşımaktadır. 31 AĞUSTOS 2001 : MOR GABRİEL "SAĞ ELİNİN KESİLİŞİ" 798 yılında Mor Gabriel vefatından 130 yıl sonra tüm Turabdin yöresinde salgın veba hastalığı baş gösterdi. Bir günde yalnız Mor Gabriel manastırında 30 rahibi öldürecek kadar şiddetliydi. O amansız salgın hastalığın verdiği tedirginlikle dehşete kapılan manastır rahipleri, aziz Mor Gabriel�in çürümemiş cesedini mezardan çıkararak, duvara dayalı bir şekilde O�nu kiliseye bırakırlar. Rahipler, tüm geceyi dua, namazlarla geçirerek Aziz�e sığındılar. Tanyeri ağarırken, O�nu duvardan uzak bir biçimde ayaküstü durduğunu gördüler. Veba salgını geçmişti onlardan. Bu olay üzerine, tüm rahipler O�nun cesedinden bereketlendiler. Rahipler herhangi bir sıkıntı zamanında, Aziz�in cesedini ikide bir çıkarmamak ereğiyle, cesedinden bir organ kesmeyi kararlaştırdılar , fakat korkudan hiç birisi buna cesaret edemedi. Yalnız onlardan biri yüreklilikle toplumsal yararı düşünerek, Aziz'in sağ elini kesti. Ama aynı günde can verdi. O diğer rahipler de, "Sizin için, O�nun tüm yaptıklarını bağışladım" sesini duyana kadar, buruk yürekle Tanrı�ya yakardılar, dualar yücelttiler. İşte bu günün anısını günümüze kadar Mor Gabriel Manastırı�nda kutlanmaktadır. 1 EYLÜL 2001 : MOR MELKE Yuhanun ve Kluzma�lı Aziz Mor Evgin�in kızkardeşinin oğludur. Annesi kısırdı, fakat; Tanrı�ya yaptıkları ısrarlı istek üzerine kendilerine bu çocuk verilmiştir. Ergenlik çağına girince baba ve annesi O�na kız nişanlamak istediler, fakat, kendisi reddederek dayısı Mor Evgin�in topululuğuna katıldı ve rahip oldu. O�nunla ve 70 mistik rahiple beraber Nusaybin dolaylarına geldi. ![]() 8 EYLüL 2001 : MERYEMANA�NIN DOĞUŞU Meryem, Yuyokim ve Yunokir ismi ile bilinen babadan, Diana ve Hana ismi ile bilinen anneden dünyaya geldi. Annesi kısırdı. İlk doğacak çocuğu Tanrı�ya adamışlardı. Bu yüzden Tanrı da bu dileklerini benimseyip, onlara Meryem (Nur veyahut yüceliğe sahip anlamındaki) kızlarını bağışladı. Adak gereğince, üç yaşında iken baba ve annesi O�nu tapınağa çıkarttılar. Böylece tapınakta hizmet vermeye başlayarak öz benliğini kutsallık, alçakgönüllülük ve diğer erdemlerle süsledi. Tapınakta kaldığı bu müddet zarfında özellikle Vaftizci Yuhanun�un annesi ve teyzesi Elizabeth�ten büyük ilgi ve özen gördü. Erginlik çağını geçmiş kızların tapınakta daha çok hizmet vermeleri yasak olduğundan 13. yaşına girdiğinde, kahinler O�nun bir erkeğe verilmesini kararlaştırdı. Böylelikle Yusuf�a verilmesi karara bağlandı. 1 EKİM 2001 : MOR ABAY Azurfaruzcird�in oğlu Mahirşabur�dur. Mistik Abay tarafından Hıristiyanlaştırıldığı için, Abay ismini almıştır. 365 yılında mistik Mor Abay ile kalabalık bir rahip kitlesiyle beraber, babası tarafından öldürüldü. O�nun ölümünden sonra, baba ve anası da Hıristiyanlığı benimsediler. Annesi, Dara�da Hevoro (Beyaz) adında bir manastır inşa ederken, babası da günümüzde bile kalıntılarına rastlanan, Kıllıt (Dereiçi) yakınındaki Mor Abay Manastırı�nın inşaatını gerçekleştirdi. 7 EKİM 2001 : MOR SERKİS VE MOR BAKOS Onurlu iki subay idiler. Mesih�i inkar etmedikleri için, yargıç alaycı ve aşağılayıcı bir tavırla onlara kadın giysisi giydirdi. İlk önce Bakos Barbalis (Meskene) şehrinde şehit düştü. Daha sonra Serkis Fırat dolaylarındaki Rasafe�de, ayakkabılarına çakılan kızartılmış, sivri uçlu demir çivilerin üstünde uzun süre yürümeye zorlanarak ve birçok işkenceden sonra, 279 yılında öldürüldü. 354 yılında isimleri üzerine büyük bir kilise inşa edildi. Yattıkları yerden büyük tansıklar görüldü. Daha sonra O şehir, Serkis�in şehri anlamına gelen Sergiopolis olarak çağrıldı. 29 KASIM 2001 : SURUÇLU MOR YAKUP 451 Yılında Kürtam köyünde dünyaya geldi. Urfa Üniversitesi�nde dilbilimsel, felsefi ve tanrıbilimsel açıdan bilgi dağarcığını geliştirdi. Genç yaşta iken mistik yaşama yönelerek, rahip olmuş ve şiirler yazmıştır. 519 yılında Suruç�a metropolit oldu. 521 yılında ise, ebediyete göçtü. Uzun bir süre sonra, cesedi Diyarbakır�da ismi üzerindeki kiliseye taşındı. Süryani tarihinin yetiştirdiği ünlü bir bilgin, derya gibi şairdi. Bar Ebroyo�nun anlattığına göre, söylediği şiirleri, 70 yazar yazmakta idi. 12 heceli vezinle yazdığı şiirleri, 760�ı geçmektedir. Süryani edebiyatında kullandığı vezin, 12�li veyahut Suruç�lu vezin denilmektedir. 4 ARALIK 2001 : MORT BARBARA VE MORT YULYANA Nikomidya (İzmit) şehrinin ileri gelenlerinden Diyoskoros�un kızıdır. Edasıyla ve görünüşüyle çok güzeldi. Hıristiyanlaşarak bakireliğini korudu. Onurlu bir paganla evlenmeyi reddetti. Babası durumu öğrenince, öfkeyle kılıcını kınından çıkararak, Ona gözdağı savurmaya başladı. Daha sonra vali Markiyanos�a götürür. Fakat ne tehditleri, ne de sempatikliği Onu etkilemeyince, demir tarakla ayaklarını taradı ve meşalelerle onları yaktı, çekiçle başını ezdi. Daha sonra, memelerini keserek, yollarda anadan doğma süründürülmesine emir verdi. Fakat Tanrı, göksel ışıkla Onu korudu. Nitekim katı yürekli babası, 3 aralık 303 yılında acımasızca başını kesti. Babası ise şehre dönüşünde yıldırım çarpmasıyla hayatını yitirdi. Yulyana da, Barbara�nın iman ilkesi uğrundaki bu cihadını görünce, kendisi de iman ederek şehitlik tacını almıştır. 10 ARALIK 2001 : MOR BEHNAM VE KIZKARDEŞİ SARA Mor Behnam, Musul valisi (hakimi) Sanharip�in oğludur. Mistik Mor Matay�ın Sara�yı uyuzundan iyileştirmekle yaptığı ilginç tansıkla, Behnam, kızkardeşi Sara ve 40 süvariyle beraber Hıristiyanlaşarak, Mor Matay tarafından vaftiz edildiler. Aziz�in duasıyla vaftiz olabilmeleri için açılan çeşme, günümüze kadar "Sara çeşmesi" ismiyle bilinmektedir. O�nun Hıristiyanlaştığını duyan Sanharip, hayal kırıklığına uğruyarak, hasret giderdi. Öfkesinden çılgına döndüğü için, öldürülmelerine karar verdi. 4. yüzyılın son çeyreğinde kuzular gibi bir tepe üstünde onları kesti. Cesetlerini yakmak üzere ateşe vermek istediğinde, yeryüzü sarsıldı, şehitlerin cesetlerini gizlemek amacıyla ikiye yarıldı. Uzun bir süre sonra, Mor Matay aracılığıyla babaları Sanharip de Hıristiyanlığı benimseyerek, birincisi, Mor Matay ismiyle (Musul yakınlarındaki Elfof dağında) ikincisi ise Mor Behnam isimi üzerinde olmak üzere iki Manastır inşa eder. Her iki Manastır da günümüzde aktif durumdadırlar. Fakat Mor Behnam Manastırı 1838 yılında Süryani Katoliklerin eline geçmiştir. 23 ARALIK 2001 : MOR GABRİEL 594 yılında Bakısyan�da dünyaya geldi. 15 yaşında iken erdemli Mor Gevergi�ye eşlik ederek rahip oldu. Yedi yıl sonra Kartmin Manastırı�na gitti. Burda rahip topluluğunun başkanlığına getirildi. 654 yılında manastıra ve Turabdin Metropolitliği�ne atandı. 668 yılında ise Rabbı yanına benginliğe göçtü. Mistik yaşama yönelmiş bu doğrultunun iyi işlerinden sapmamış bir Tanrı adamıydı. Tanrı O�nun aracılığıyla ilginç tansıklar yaptı. Manastırı, tinselliğin gurur verici işleriyle süsledi. Rahiplerin mistik yaşamlarını daha çok pekiştirdi. Mezardaki bir ölüyle konuşmuş ve yaşamı boyunca üç ölüyü diriltmiştir. Manastırda yaptığı etkinliklerden ve büyük tansıklardan dolayı Kartmin Manastırı O�nun ismine izafeten "Mor Gabriel" ismi ile adlandırıldı. Günümüze kadar mezarından mümin cemaata büyük şifalar dağıtmaktadır. 25 ARALIK 2001 : RAB MESİH�İN DOĞUŞ BAYRAMI "Suruç�lu Mor Yakup Tanrısal doğuşu şöyle açımlamaktadır" Ey bilge kundaktaki bebeği gel de gör. Bilmiş ol ki, tüm evren O�nun buyruğuyla ayakta durmaktadır. Ne ilginç ki, Afrata Köyünde yemlikte yatarken, ![]() Sarafimler ağızlarıyla O�na İlahiler yüceltirken, İnsanların elleri üzerinde taşınmakta ve dilleriyle kutsanmaktadır. Yerleşmesi için gök O�na küçük gelirken, Bakire Meryem�in kucağı taşınmasına yetmiştir. O�na bak, çünkü göksellerin elleri üzerinde taşınmaktayken, Bakire�nin kucağına konulmuş olan da, öz be öz kendisidir. Gabrielgiller (Melekler) yüzüstü önünde eğilirken, Yusufgiller (İnsanlar) saygı ile O�nu kollarında taşıyıp, yüceltmektedirler. -Alıntıdır-
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
| Bu Mesaj İçin Asmîn Kullanıcısına Teşekkür Edenler: | Lokmanhekim (05-24-2008) |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|