HePSiLegaL Forum
Geri git   HePSiLegaL Forum > Kültür, Sanat, Edebiyat > Edebiyat Bölümü > Hikayeler, Denemeler

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

Yeni Konu aç Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-17-2008, 04:09 PM   #11 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.456
Üye No: 599
Ettiği Teşekkür: 1
Aldığı Teşekkür: 245
Tecrübe Puanı: 517
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

DOSTLUK BAĞLARI

Karı koca arasındaki sevginin, arada bir ayrılmakla gevşeyeceğini
sanırlar. Bence hiç de gevşemez. Tersine, fazla sürekli bir beraberlik
bu sevgiyi soğutur, bozar. Uzaktan her kadın insana hoş gelir. Herkes
kendi hayatından bilir ki, her gün birbirini görmenin tadı başka, ayrılıp
kavuşmanın tadı başkadır. Ayrılıklar benim yakınlarıma sevgimi
tazeler, ev hayatımın tadını artırır. Değişiklik, arzularımı bir o yana,
bir bu yana sürtüp kızıştırır. Dostluğun kolları birbirimizi dünyanın bir
ucundan bir ucuna kucaklayabilecek kadar uzundur. Hele karı koca
dostluğunda, uzun bir iş ortaklığı dolayısıyla bizi birbirimize çekecek,
hatırlatacak nice bağlar vardır.

Gerçek dostluğun ne olduğunu bilirim; bildiğim için de dostumu
kendime çekmekten çok, kendimi ona veririm. Ona iyilik etmeyi onun
bana iyilik etmesinden daha çok istemekle kalmam; kendine her
edeceği iyiliğin bana da iyilik olmasını isterim. Bana en büyük iyiliği
kendine iyilik ettiği zaman etmiş olur. Bir yere gitmek ona hoş
geliyor, yahut bir işine yarıyorsa, uzakta olması bana yanımda
olmasından daha tatlı gelir. Kaldı ki haberleşmek olanağı varsa insan
ayrı düşmüş de sayılmaz. Ben vaktiyle dostumdan ayrılmada yarar
bile buldum. Birbirimizden uzaklaşmakla hayatımızı daha fazla
doldurmuş, olanaklarımızı genişletmiş oluyorduk. Başka başka
yerlerde, o benim için yaşıyor, keyfediyordu, ben de onun için.

Hayatın tadını bir aradaymışız gibi çıkarıyorduk. Hatta bir aradayken
birimizden biri işsiz kalıyordu. O kadar kaynaşmıştık ki ayrı ayrı
yerlerde olmakla anamızdaki gönül birliği bir kat daha
zenginleşiyordu. (Kitap 3, bölüm 9)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-17-2008, 04:09 PM   #12 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.456
Üye No: 599
Ettiği Teşekkür: 1
Aldığı Teşekkür: 245
Tecrübe Puanı: 517
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

DIRDIRCILAR

Mızmız, dırdırcı insanları hiç sevmem; bu adamlar yaşamanın
sevinçlerine yan çizer, dertlere can atar, dertlerle kaynaşırlar: Sinekler
gibi, cilalı pırıl pırıl yerlerde tutunamaz, pürtüklü, pürüzlü yerlere
abanır, oralarda rahat ederler; ya da sülükler gibi kara kan içer, kanla
beslenirler. (Kitap 3, bölüm 5)

Eğitimin insanı bozmaması yetmez, daha iyiden yana değiştirmesi
gerekir. (Kitap 1, bölüm 25)

YALNIZLIK

Yalnız yaşamanın bir tek amacı vardır sanıyorum; o da daha başıboş,
daha rahat yaşamak. Fakat her zaman, buna hangi yoldan varacağımızı
pek bilmiyoruz. Çok kez insan dünya işlerini bıraktığını sanır; oysaki
bu işlerin yolunu değiştirmekten başka bir şey yapmamıştır. Bir aileyi
yönetmek bir devleti yönetmekten hiç de kolay değildir. Ruh nerde
bunalırsa bunalsın, hep aynı ruhtur; ev işlerinin az önemli olmaları,
daha az yorucu olmalarını gerektirmez. Bundan başka, saraydan ve
pazardan el çekmekle hayatımızın baş kaygılarından kurtulmuş
olmuyoruz.

Ratio et prudentia curas,

Non locus effusi late maris arbiter, aufert. (Horatlus)

Dertlerimizi avutan akıl ve hikmettir,

O engin denizlerin ötesindeki yerler değil

Ülke değiştirmekle kıskançlık, cimrilik, kararsızlık, korku, tutku bizi
bırakmaz.

Et post equitem sade atra cura. (Horatius)

Ve keder, atımızın terkisine binip gelir.

Onlar manastırlarda, medreselerde bile peşimizi bırakmazlar. Bizi
onlardan ne çöller kurtarabilir, ne mağaralar, ne de bedenimize
ettiğimiz işkenceler

Haeret lateri letalis arundo. (Virgilius)

Öldürücü yara bağrımızda kalır.

Sokrates'e birisi için, seyahat onu hiç değiştirmedi, demişler. O da:
Çok doğal, çünkü kendisini de beraber götürmüştür, demiş.

Quid terras alio calentes

Sole mutamus? patria quis exul

Se quoque fugit? (Horatius)

Niçin başka güneş başka toprak ararsın?

Yurdundan kaçmakla kendinden kaçar mısın?

İnsan önce içindeki sıkıntıyı dağıtmazsa yer değiştirmek daha fazla
bunaltır onu: Nasıl ki yerine oturmuş yükler daha az engel olur
geminin gidişine. Bir hastaya iyilikten çok kötülük edersiniz yerini
değiştirmekle. Hastalığı azdırırsınız kımıldatmakla, nasıl ki kazıklar
daha derine gidip sağlamlaşır sarsıp sallamakla. Onun için
kalabalıktan kaçmak yetmez, bir yerden başka bir yere gitmekle iş
bitmez: İçimizdeki kalabalık hallerimizden kurtulmamız, kendimizi
kendimizden koparmamız gerek

Rupi jam vincula dicas;

Nam luctata canis nodum arripit; attemen illi,

Cum fugit, a collo trahitur pars longa catenae. (Persius)

Kırdım diyorsun zincirlerini;

Evet, köpek de çeker koparır zincirini,

Kaçar o da, ama halkaları boynunda taşıyarak

Zincirlerimizi götürürüz kendimizle birlikte; tam bir özgürlük
değildir kavuştuğumuz; döner döner bakarız bırakıp gittiğimize;
onunla dolu kalır düşlerimiz.

Nisi purgatum est pectus, quae prelia nobis

Atque pericula tonc ingratis insinuandum?

Quantae conscindunt hominem cuppedinis acres

Sollicitum curae, quantique perinde timores?

Quidve superbia spurcita, ac petulantia, quantas

Efficiunt clades? Quid luxus desidiesque? (Lucretius)

İçi arınmamışsa, neler bekler insanı,

Kendi kendisiyle ne savaşlar eder boşuna!

Tutkuları içinde ne kemirici kaygılar.

Ne korkular içinde kıvranır insan!

Ne çöküntüler yapar bizde gurur, şehvet,

Öfke, gevşeklik ve tembellik!

Kötülüğümüz içimizde bizim; içimizse kurtulamıyor kendi
kendisinden.

In culpa est animus qui se non efiugit unquam. (Horatius)

Ruhun derdi içinde ve kaçamaz kendi kendinden.

İnsanın, olanak varsa karısı, çocuğu, parası ve hele sağlığı olmalı,
ama mutluluğunu yalnız bunlara bağlamamalı. Kendimize dükkanın
arkasında, yalnız bizim için bağımsız bir köşe ayırıp orada gerçek
özgürlüğümüzü, kendi sultanlığımızı kurmalıyız. Orada, yabancı
hiçbir konuğa yer vermeksizin kendi kendimizle her gün başbaşa verip
dertleşmeliyiz; karımız, çocuğumuz, servetimiz, adamlarımız yokmuş
gibi konuşup gülmeliyiz. Öyle ki, hepsini yitirmek felaketine
uğrayınca onlarsız yaşamak bizim için yeni bir şey olmasın. Kendi
içine çevrilebilen bir ruhumuz var; kendi kendine yoldaş olabilir;
kendi kendisiyle, çekiş dövüş, alışveriş edebilir. Yalnız kalınca sıkılır,
ne yapacağımızı bilmez oluruz diye korkmamalıyız.

In solis sis tibi turba locis (Tibulhıs)

Issız yerlerde kendin için bir evren ol

Erdem, der Antishenes, kendi kendisiyle yetinir; ne kurallara baş
vurur, ne laflara, ne gösterişlere.

Yapmaya alıştırıldığımız işlerden binde biri bile kendimizle
doğrudan doğruya ilgili değil. Bakarsınız bir adam canını dişine
takmış, kurşun yağmuru altında, yıkık bir kale duvarına tırmanıyor
bütün hıncıyla; bir başkası, karşı tarafta, kan revan içinde, aç susuz
savunuyor o kaleyi ölesiye: Kendileri için mi gösteriyorlar bu
yararlığı? Uğrunda ölecekleri ve hiç görmedikleri insan belki o sırada
kılım kıpırdatmadan keyif sürmektedir. Bakarsınız bir başkası, bitkin,
perişan, saçı sakalı birbirine karışmış kitaplıktan çıkıyor gece
yansından sonra: Bunca kitabı daha iyi, daha akıllı bir insan olmak
için mi karıştırdı sanırsınız? Yok canım sen de! Ya ölecek o kitaplıkta
ya öğretecek yarınki kuşaklara Platus'un dizelerini hangi düzenle
kurduğunu ve falan Latince sözcüğün nasıl yazılması gerektiğini. Kim
seve seve feda etmiyor sağlığını, canını şan şeref için? Oysa kalp bir
paradan başka nedir ki şan şeref? Kendi ölümümüzden korkmakla
yetinemeyiz; karılarımızın, çocuklarımızın, adamlarımızın ölümünden
de korkmak zorundayız. Kendi işlerimizden çektiğimiz sıkıntı
yetmiyormuş gibi komşularımızın, dostlarımızın işleriyle de dertlere
sokar, bunaltırız kendimizi.

Vah! quemquamne hominem in animum instituere, aut

Parare, quod sit charius quam ipse est sibi? (Terentius)

Vah, vah! Nasıl olur da insan bir şeyi

Kendinden daha çok sevmeye kalkar? (Kitap 1. bölüm 39)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-17-2008, 04:09 PM   #13 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.456
Üye No: 599
Ettiği Teşekkür: 1
Aldığı Teşekkür: 245
Tecrübe Puanı: 517
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

DEVRİM

Bir devleti hiçbir şey yenilik kadar rahatsız etmez: Değişiklik hep
kötülüğe ve zorbalığa yol açar. Bir tek parça bozulunca düzeltilebilir:
Her şeyin özündeki bozulma ve çürüme eğiliminin bizi ilkelerimizden
uzaklaştırmasına da karşı koyabiliriz; ama koca toplumu yeniden
kalıba dökmeye, bu kadar büyük bir yapının temellerini değiştirmeye
kalkmak, düzeltecek yerde silip süpürmek, ufak tefek kusurları toptan
bir kargaşalıkla düzeltmek, hastalıkları ölümle iyi etmek, «Devlet
değiştirmekten çok yıkmak isteyen» (Cicero) kimselerin işidir.
Dünyanın birden düzeleceği yoktur; ama insan kendini sıkan şey
karşısında o kadar sabırsızdır ki, her ne pahasına olursa olsun ondan
kurtulmak ister. Binlerce örnek de gösteriyor ki dünya böyle çabuk
iyileşme aramaktan hep zarar görür: Durumunda genel bir iyileşme
olmadıkça, bir an dertten kurtulması iyileşmesi demek değildir. (Kitap
3, bölüm 9)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-17-2008, 04:09 PM   #14 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.456
Üye No: 599
Ettiği Teşekkür: 1
Aldığı Teşekkür: 245
Tecrübe Puanı: 517
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

PARİS

Fransa'ya ne kadar kızsam Paris'e kötü gözle bakamam;
çocukluğumdan beri yüreğim ona bağlıdır. O, benim içimde en güzel
şeylerle bir aradadır: Sonradan başka güzel şehirler gördükçe onun
güzelliğine daha derin bir sevgiyle bağlandım. Paris'i yalnız kendisi
için seviyorum; yabancı süslere boğulmuş olarak değil, kendi haliyle
seviyorum; kusurlu, belalı taraflarına varıncaya kadar her şeyi ile ve
candan seviyorum. Beni Fransız yapan yalnız bu büyük şehirdir;
halkıyla büyük, dünyadaki yeriyle büyük, hele türlü türlü
rahatlıklarıyla büyük ve eşsiz olan, Fransa'nın onuru ve dünyanın en
soylu ziynetlerinden biri sayılan bu şehirdir. Allah onu
çatışmalarınızdan korusun. Toplu ve birleşik olduğu sürece, her
kuvvete karşı koyabileceğinden eminim; şunu bilelim ki, bütün
partilerin en kötüsü, onu karışıklığa sürükleyecek parti olacaktır. Paris
için beni korkutan yalnız kendisidir; ve onun için korktuğum kadar,
doğrusu, bu devletin hiçbir parçası için korkmam. (Kitap 3, bölüm
9)

ÇEVİRİ

Jacques Amyot'ya (İlk ve büyük Fransız çeviricilerinden (1513-
1593) bizim Fransız yazarları arasında en onurlu yeri vermekte
haksız olmadığımı sanıyorum. Yalnız anlatımının doğallığı ve
temizliği (ki bunda bütün ötekileri aşar), bu kadar uzun bir iş üzerinde
dayanışı, böyle çetrefil ve çetin bir yazarı büyük bir başarıyla
çevirecek kadar derin bilgisi için değil (büyük bir başarıyla diyorum,
çünkü kim ne derse desin, hiç Yunanca bilmememe karşın, çevirinin
her yerinde anlamın pek düzgün ve tutarlı olduğunu görüyorum, o
kadar ki, ya yazarın düşüncesini tam anlamış yahut da uzun bir
uğraştan sonra Plutarkhos'un ruhunu toptan bir kavrayışla kendi
ruhuna aşılamış ve böylece ona hiç değilse aykırı ve birbirini
tutmayan düşünceler söyletmemiştir); Amyot'ya en çok şunun için
minnet borcu duyuyorum ki, ülkesine hediye etmek üzere bu kadar
değerli ve yararlı bir kitabı (Plutarkhos'un «Ünlü Adamlar»ı.) arayıp
bulmuş. Bu kitap bizi içinde bulunduğumuz çamurdan çıkarmasaydı
biz cahillerin hali haraptı: Onun sayesinde bugün konuşmaya ve
yazmaya cüret edebiliyoruz; kadınlar onu okuduktan sonra kocalarına
ders veriyorlar: Hepimizin başucu kitabı oldu. (Kitap 2, bölüm 20)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-17-2008, 04:09 PM   #15 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.456
Üye No: 599
Ettiği Teşekkür: 1
Aldığı Teşekkür: 245
Tecrübe Puanı: 517
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

İNSAN DOĞASI

İnsan doğasının yetersizliği yüzünden hiçbir şeyi duru ve yalın halde
tutamıyoruz. Kullandığımız her şeyin özü bozulmuştur madenlerin
bile. Altını işimize yarar hale getirmek için başka bir madde ile
karıştırıp bozmak zorunda kalıyoruz.

Ne Ariston'a, Pyrrhon'a ve Stoacılara göre hayatın amacı olan erdem,
ne de Kyrene okuluyla Aristippas'ın sözettikleri haz katıksız olarak
elde edilmiştir.

Kavuşabildiğimiz zevk ve nimetlerin hepsi mutlaka dertlerle,
üzüntülerle karışıktır.

Medio de fonte leporum

Surgit amari aliquid, quod in ipsis floribus angat (Lucretius)

Zevkin kaynaklarında öyle bir acılık var ki,

Çiçekler arasında bile olsa boğazımızı yakar.

Son sınırına varan bir hazda inlemeye, sızlanmaya benzer bir durum
vardır. İnsan can çekişir gibi olur. O kadar ki bu haz son kertesine
geldiği zaman onu en acı sözcüklerle anlatırız: Bitmek, yanmak,
bayılmak, ölmek, «morbidezza» gibi. Tatlı ile acı arasında, bir öz
birliği olduğuna bundan daha iyi kanıt olamaz.

Derin bir sevinçte, eğlentiden çok ciddilik vardır.

Ipsa Felicitas, se nisi temperat, premit (Seneka)

Mutluluk bile haddini aşarsa azap olur.

Mutluluk bizi ezer.

Eski bir Yunan atasözü de öyle der anlamı aşağı yukarı şudur:

Tanrıların bize verdiği bütün nimetlerin hiçbiri katıksız ve kusursuz
değildir, onları bir dert pahasına satın alırız.

İşte eğlence, keyifle sıkıntı, birbirinden çok ayrı oldukları halde, gizli
birtakım ilintilerle, kendiliklerinden birleşebiliyorlar.

Sokrates der ki: «Tanrılardan biri hazla elemi birleştirip karıştırmak
istemiş, bunu başaramayınca, bari şunları kuyruklarından birbirine
bağlayalım, demiştir.»

Metrodorus, yazgının bir çeşit zevkle karışık olduğunu söylermiş,
bilmem o da aynı şeyi mi söylemek istiyordu; fakat bana öyle geliyor
ki insan kendini hüzne bile bile, isteye isteye, seve seve bırakır. İnsan
mahsus da kederli görünebilir; onu demek istemiyorum. Üzgün
zamanımızda bile gülümseyen, hoşumuza giden, ince ve tatlı bir
şeyler duyar gibi oluruz. Acaba bazı ruhlar için hüzün bir zevk, bir
gıda değil midir?

Est quaedam flere voluptas (Ovidius)

Ağlamak da bir zevktir.

Seneka'da Attalus diye biri der ki: Yitirdiğimiz dostların anısı, çok
eski bir şarabın acılığı gibi, mayhoş elmalar gibi hoşumuza gider.»

Minister vetuli, puer, Falerni,

Ingere mi calices amariores, (Catullus)

Kadehime eski Falernum şarabı döken çocuk, Daha acısından getir
bana.

Doğada şöyle bir karışma da görülür: Ressamlardan öğreniyoruz ki
ağlarken ve gülerken yüzümüzde beliren çizgiler ve hareketler
aynıymış. Gerçekten, resim henüz bitmeden bakacak olursanız çehre
ağlayacak mı, gülecek mi bilemezsiniz. Daha garibi var: Gülme son
sınırına varınca gözyaşlarıyla karışır.

İnsanı dilediği bütün keyiflere kavuşmuş düşünelim. Diyelim ki
bütün bedeni, aralıksız, şehvetin son sınırındaki hazza benzer bir haz
içindedir. Öyle sanıyorum ki insan bu hazzın ateşiyle erir; bu kadar
katıksız, bu kadar sürekli, bu kadar geniş bir şehvete dayanamaz.
Böyle bir duruma düşecek olursak, çürük tahtaya basıyormuş gibi
korkarak kaçmak, içgüdümüzle bu durumdan kurtulmak isteriz.
Kendi kendime günahlarımı açarken görüyorum ki, en iyi huylarımda
bile kötüye çalan bir yan var. Korkarım ki Platon (benim şahsen en
temiz yürekle hayran olduğum, doğrulukta herkesten üstün tuttuğum
Platon) en sağlam bildiği doğruluğu iyi yoklasaydı, ki herhalde
yoklamıştır, bu doğrulukta insanın karışık yapısından gelen bir
bozukluk bulurdu. Fakat bu bozukluk çok derinlerde gizlidir; onu
ancak kendimiz görebiliriz. İnsan her bakımdan ve her yönden yamalı,
alaca bulacadır.

Adaletin yasalarında bile mutlaka adaletsiz bir taraf vardır. Platon
diyor ki, yasaların bütün ezici ve üzücü taraflarını anlatmaya kalkanlar
yedi başlı ejderhanın başlarını kesmeye yelteniyorlar. Tacitus şöyle
der:

«Omme magnum exemplum habet aliquid ex iniguo, quod contra
singulos utilitate publica rependitur.»

Örnek olsun diye verilen her cezada kamunun yararına ve bireyin
zararına bir adaletsizlik vardır.

Günlük hayatımızda ve insanlarla olan alışverişlerimizde fazla parlak
ve keskin bir zeka göstermek de doğru değildir. Derin bir anlayış bizi
fazla inceliğe ve fazla meraka götürür. Zekamızın olaylara ve dünya
işlerine daha elverişli bir hale getirebilmek için biraz ağırlaştırmak,
körleştirmek, onu bu karanlık ve bayağı hayata uydurmak için
karartmak ve bulandırmak gereklidir. Nitekim gevşek ve sıradan
zekalar işleri daha kolaylıkla, daha başarıyla çevirirler. Yüksek ve ince
felsefi düşünceler iş görmeye elverişli değildir. Keskin bir düşünce
inceliği, kabına sığmayan bir zeka çevikliği, işlerimize engel olur.
Dünya işlerini daha hoyratça, daha gelişi güzel yürütmeli ve her
zaman talihe büyük bir pay bırakmalıdır. İşleri derin, inceden inceye
düşünüp aydınlatmaya gerek yoktur. Birbirine zıt birçok parlak
düşünceler ve biçimler içinde insan kendini kaybeder:

Volutantibus res inter se pugnantes obtorpuerunt animi.
(Titus-Livius)

Zıt düşünceleri çevire çevire zihinleri sersemleşmişti.

Her işin bütün koşullarını ve sonuçlarını arayıp hesaplayan adam
karar vermekte güçlük çeker; orta bir kafa da işleri görür, büyük
küçük bütün girişimlere yeter. Dikkat ederseniz en iyi işçiler nasıl iş
gördüklerini söylemekten aciz kimselerdir. Buna karşılık, yaptıklarını
çok iyi anlatan kimselerin elinden iyi iş çıktığı pek görülmez. Her iş
üzerinde bol bol, güzel güzel konuşmasını çok iyi bilen birini tanırım
ki, kendisine yılda yüz binlerce gelir getiren bir serveti acınacak bir
şekilde elinden kaçırdı. (Kitap 2, bölüm 20)

Bilim iyi olmasına iyi bir ilaçtır ama hiçbir ilaç saklandığı kabın
pisliğiyle değişip bozulmayacak kadar zorlu değildir. (Kitap 1, bölüm
20)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Popüler Konular:
HepsiLegal'in En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Numan Hadi - Şerefsiz Sevgilim
Rafet El Roman - Aşk-ı Virane
İlkay Akkaya
Serhado
Ahmet Kaya Resimleri
Mehmet Atlı - Wenda 2008
XezaL u Delal - Gulan Ajdane
yeni ekran koruyucusu:)
kapı gibi kadın Maşallaaaaaah
Onun payına mermi kovanı düştü

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

XP Service Pack 3 Türkçe Yayınlandı
Avast! 4 Home Edition
Adobe After Effects
Sound Forge 9.0c
Total Video Converter
Ares Lite Edition 2.0
Orbit Downloader 2.6.5
Youtube Video File Downloader 1.0.0.1
CorelDRAW® Graphics Suite X3
FIFA 08 Demo

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

AZ YAKIT TÜKETMENİN PÜF NOKTALARI
Dünyanın en büyük uçağı
Okyanusların Efendisi
Uzun Bacakli Leylekler
Anakart'lar Nasıl Onarılır?
Windows kısayol tuşları
Bütün Ayrıntılarıyla Vista
Kaspersky Anti-Virus Personal
K-Lite Codec Pack
Need for Speed Carbon


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Michel Eyquem de Montaigne, MÊVAN Biyografi 0 05-07-2008 07:28 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:45 PM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 HepsiLegal Forum ®, All Rights Reserved

Sitemizde illegal içerikli konu/mesaj vermek ve telif haklı eserlerin paylaşımı kesinlikle yasaktır!
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı bir durum görürseniz; Lütfen, hepsilegal@gmail.com 'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız en kısa sürede incelenip, gereken müdahale yapılacaktır.