HePSiLegaL Forum
Geri git   HePSiLegaL Forum > Kültür, Sanat, Edebiyat > Edebiyat Bölümü > Makaleler

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 08-23-2008, 01:34 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: karanlık ülke....
Mesajlar: 1.275
Üye No: 51
Ettiği Teşekkür: 371
Aldığı Teşekkür: 176
Tecrübe Puanı: 1017
Rep Puanı : 101560
Rep Derecesi
*AyDiL* has a reputation beyond repute*AyDiL* has a reputation beyond repute*AyDiL* has a reputation beyond repute*AyDiL* has a reputation beyond repute*AyDiL* has a reputation beyond repute*AyDiL* has a reputation beyond repute*AyDiL* has a reputation beyond repute*AyDiL* has a reputation beyond repute*AyDiL* has a reputation beyond repute*AyDiL* has a reputation beyond repute*AyDiL* has a reputation beyond repute
Arrow Ateşin düştüğü yer...

Evde duramıyorum. Kaçmak, uzaklaşmak istiyorum, ama ayaklarım mıhlanmış yerlerine. Yüreğimin üzerindeki ağırlıktan, bir an nefes almaktan yorulur hale geliyorum. Kollarımdan tutup dışarı çıkarıyorlar. Biraz temiz hava iyi gelir, diye. Yüzümde acının ağrısı, gözlerim doluyor.

Kendimi dışarı atabiliyorum, acıdan kaçmak için gayret gösteriyorum. Utanıyorum.

Çekmece Gölü"nün kıyısına iniyoruz. Işıklı lambaları ve yüksek sesli müziği ile lunaparkı gördüğümde, oradan hızla uzaklaşmak istiyorum. Yürüyoruz, karşımda göl ve ağaçlıklı bir yol, içimde bir ferahlık. Çay bahçelerine yaklaşıyoruz. Yükselen şarkıların sesinde sesimiz kayboluyor.

Yürüdükçe yeni bir çay bahçesi ve yeni bir şarki. Şarkılar canlı söyleniyor.

En sessizini bulduk. Oturuyoruz. Birden yandaki kafedeki şarkıcı, herkesi halaya çağırıyor. Halay tutuluyor. Masalardakiler birer-ikişer katılıyorlar. Kalanlar coşkuyla izliyorlar. Ankara misketi, Trakya Damadı, Roman havası... Derken, şimdi de Kürtçe Şemamê ile neredeyse kafenin yarısı halayda...

Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama ben ve masamdakiler yerimizde donmuş durumda yandaki kafeye bakıyoruz. Insanların coşkusuna, keyfine bakıyoruz. İmrenerek mi, hayretle mi bilmiyorum, ama çok uzun süre kendi masamıza döndürmedi hem halay, hem de müzik...

Aklıma, kanımı donduran cenaze görüntüleri geliyor. Bu bir rüya olmalı, gerçek olamaz diyorum, kendi kendime... Burası neresi, diyorum. Bu benim ülkem mi, bir tarafı kan, bir tarafı başka bir alem. Bu olmaz, ben rüyadayım ya... Soruyorum kafenin sahibine:

“Her gece böyle mi burası?”

“Elbette, daha da keyifli. Eh malum, hafta içi bugün, biraz durgun, ama her gece müzik ve dans saat bire kadar sürer. Sadece burada değil ki. Fetiye"de – orada da bir kafem var, Beyoğlu"nda, Silivri"de, Çeşme"de, Bodrum"da, Kapadokya"da... bu ülkenin belki yarısında her gece eğlence var. Ülkemiz çok güzel bir yer.

“Neden soruyorsunuz,” diyor. “Yabancı mısınız?”

“Hayır, yabancı değilim,” diyeceğim ama, “hayır” kelimesi içimdeki acıya değdi ve orada kaldı... Diyemedim.

Evet, ben yabancıyım. Acıma yabancılaşamayan bir yabancıyım. Her ölümle yas tutan bir yabancıyım. Yası tutulmayan ölümlerle parçalanan bir yabancıyım. Ben bu gece ve her gece yasevlerine hapsolan ve oradan çıkamayan biriyim. Size inanamıyorum; nasıl çalarsınız müzik, nasıl insanları halaya çağırırsınız ve keyif satarsınız?

“Siz yabancı mısınız?” demek istedim kafenin sahibine, ama konuşacak durumda değildim.

Ben şimdi yastayım. Yüreğim yasta. Ben bir yabancıyım.

Çocukluğum geliyor aklıma. Ne uzun yaslardı, biz çocukları ölümden nefret eder duruma getiren. Ölüm bize çok ağır gelirdi. Çünkü ölümün yası, çok ağır tutulurdu.

Ölüm çok ağır karşılanır, hayat ise çok zor uğurlanırdı. Hayat durup yasını tutardı kendinden eksilenin...

Günlerce, haftalarca bütün şehir yas tutardı. TV-radyo açılmaz, çamaşır yıkanmaz, yıkansa bile dışarı asılmaz, traş olunmaz, yıkanılmaz, yeni giysi giyilmez, dikilmez, pikniğe gidilmez, müzik asla olmaz, düğünler, eğlenceler aylarca ertelenir, hatta güzel yemekler dahi yapılmaz, Qirîs, Doxeba unutulurdu yas boyunca...

Yas hayatın kutsanmasıydı tekrardan ve hep beraber. Yas çok ağır bir vedaydı hayata.

“Behî ji bo saxan e, ne ji bo mirîyan e” (Yas hayattakilere –hayata- tutulur, ölüme değil), denirdi bizde.

“Behî” idi adı yasın. Solmak, kurumak anlamına gelirdi, behî. Solan, kuruyan bir yaşama yas tutulurdu.

Daha hayata yeni başlayan biz çocuklar anlam veremezdik, ölümü çok da iyi bilmediğimizden veya ölümün bizlere, ailemize ve sevdiklerimize de dokunması ihtimalini hiç düşünmediğimizdendi, kimbilir.

Bayram da olmazdı, düğün de, şölen de olmazdı çocukluğumun yaslarında.

Bütün şehrindi yas, sadece ölü evinin değil; ölü evinde ise daha bir ağırdı.

Biri anlatmıştı: Ölü evinin üstüne, ölüm ile beraber bir dağ devrilir. Gidip ölümün acısına ortak olan herkes, o dağdan bir parça alır ve ölüm acısının ağırlığını paylaşarak, hafifletir arkada kalanların üzerine yığılan yükü.

Kulağim göl kenarındaki müziğe ve halaya gidiyor, aklım daha iki gün önce uğurlanan dokuz insana.

Düşününce, eh bu ülkede nefes alınacak yerler de var, huzurlu anne-babalar da var, çocukları için kaygılanmayan, güvende olanlar da var, diyorum. Daralan yüreğimi ferahlatmaya çalışıyorum.

Ama bir tarafta da yaşanan bu kadar ölümün yasını tutmadığımız, hayatı bu kadar ucuz ve bu kadar hafif bir biçimde uğurladığımız için utanıyorum. Bu ülkenin çocukları denilen ve ölümleri kutsananların yasını tutmadığı için hergün ölümün uğrağı haline getirdiği yurduma karşı başım eğik düşüyor.

Yas, ölümün evinde kalıyor o renkli törenler bitince, yas orada kaldıkça onların yası büyüyor, bizlerin yası ise hiç tutulmuyor. Biz hayatı kaybetmenin yasını tutmayanlar, hayatı ucuz bir hikayeye dönüştürüyoruz.

Öldük mü, ne.

Hey, bu ülkedeki herkes:

Hiçbirimiz yabancı değiliz, hepimiz buralıyız. Açın kulaklarınızı ve gözlerinizi.

Ülkem çocukluğumun yaslarına dönmeli hemen. Çörek de olmasın, baklava da. Müzik olmasın. Bayram, düğün olmasın. Birazcık dursun hayat. Çünkü ölüm var, ölüm...

Bu ülke evlerinin üzerine dağların devrildiği bir harabeye döndü, görmüyor musunuz?

O üzerine dağların devrildiği evlerin çocuklarını, kadınlarını ve onların acılarını sahipsiz bıraktı bu ülke...

Acıya yabancılaşarak, yası erteleyerek, yası tutulmayan ölümlerle kuşatıldık.

Yas tutmadıkça ölümü olağanlaştı. Sıradanlaştı. Hergün yarım kalan bir hayatı uğurlayan kentimde, bir tabela gördüm geçenlerde: “Yas için sandalye masa-çay ocağı-çadır kiralanır.”

Peki o koca dağ ya birgün ansızin evinizin üstüne yıkılıverse? Sizin yasınızı da kimse paylaşmasa? O ağır, yakıcı acı yüreğinizi dağlasa? O hep aynı dirilikte içinizde kalsa?

Birbirimizin acısına ve yasına ortak olmayarak yabancılaşıyoruz.

Baksanıza, acı bizi kaç parçaya bölmüş.

Av. Rojbin Tugan Kalkan
__________________
*AyDiL* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Popüler Konular:
HepsiLegal'in En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Numan Hadi - Şerefsiz Sevgilim
Rafet El Roman - Aşk-ı Virane
İlkay Akkaya
Serhado
Ahmet Kaya Resimleri
Mehmet Atlı - Wenda 2008
XezaL u Delal - Gulan Ajdane
yeni ekran koruyucusu:)
kapı gibi kadın Maşallaaaaaah
Onun payına mermi kovanı düştü

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

XP Service Pack 3 Türkçe Yayınlandı
Avast! 4 Home Edition
Adobe After Effects
Sound Forge 9.0c
Total Video Converter
Ares Lite Edition 2.0
Orbit Downloader 2.6.5
Youtube Video File Downloader 1.0.0.1
CorelDRAW® Graphics Suite X3
FIFA 08 Demo

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

AZ YAKIT TÜKETMENİN PÜF NOKTALARI
Dünyanın en büyük uçağı
Okyanusların Efendisi
Uzun Bacakli Leylekler
Anakart'lar Nasıl Onarılır?
Windows kısayol tuşları
Bütün Ayrıntılarıyla Vista
Kaspersky Anti-Virus Personal
K-Lite Codec Pack
Need for Speed Carbon



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:25 PM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 HepsiLegal Forum ®, All Rights Reserved

Sitemizde illegal içerikli konu/mesaj vermek ve telif haklı eserlerin paylaşımı kesinlikle yasaktır!
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı bir durum görürseniz; Lütfen, hepsilegal@gmail.com 'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız en kısa sürede incelenip, gereken müdahale yapılacaktır.